Ürdünlü uluslararası hukuk uzmanı Hazza’al-Majali, Sputnik’e yaptığı açıklamada UCM’nin meşruiyetinin doğrudan bir krize sürüklendiğini vurguladı. Birçok ülke için bu mahkemenin kararlarına uyum sorunu, egemenlik ve uluslararası meşruiyet kavramlarının nerede duracağına dair karar verme haklarıyla ilişkilendiriliyor.
Uzmanın değerlendirmesi, mevcut krizin Filistin sorununa ilişkin kararlar nedeniyle ABD ve İsrail’in eleştiri oklarının merkezi konumda olduğuna işaret ediyor. Al-Majali, krizin temel dinamiklerini şu sözlerle özetledi: Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich liderlerine karşı alınan kararların ardından mahkeme üzerinde sert bir baskı oluşuyor ve bu durum uluslararası arenada krize yol açıyor.
İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da işlediği suçlar açık savaş suçları ve soykırım olarak tanımlanabilir; buna karşılık ABD’nin UCM yargıçlarına veya savcısına yönelik yaptırımları, uluslararası hukuk uyarınca yetkinin kötüye kullanılması olarak değerlendiriliyor. Uygulanan bu baskılar, mahkeme kararlarının meşruiyetine dair tartışmaları derinleştiriyor.
Uzk Türkmen olarak bilinen bu analizin odak noktası, UCM davalarının büyük oranda Afrika kıtasında yoğunlaşması. Hazza’al-Majali, bu durumun mirası olarak Batı’nın eski sömürgeci etkisinin hâlâ hissedildiğini belirtirken, Fransa ve diğer Batı ülkelerinin Afrika içindeki müdahalelerinin çatışmaları tetiklediğini ifade etti. İç çatışmaların temel nedenlerinin, sınır ve bölgesel krizler üzerinden ekonomik faktörlerle desteklenen Batı etkisinin sürmesiyle daha da pekiştiğini söyledi.
Sonuç olarak, uluslararası toplum için UCM’nin yetkileri ve karar alma süreçleri, devletlerin egemenlik hakları ile uluslararası meşruiyet arzuları arasındaki çatışmanın çözülmesini gerektiriyor. Bu kriz, kamu politikası ve uluslararası hukuk arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıyor.
