Hizbullah’ın İsrail radar ve uydu üslerine yönelik saldırılarının İran’ın taktikleriyle ilişkili olduğunu söyleyen Roma Üniversitesi’nden Dr. Lorenzo Trombetta, bu hareketlerin tek bir operasyonel plan olmadığını belirtiyor. Sputnik’e verdiği demeçte her aktörün hâlâ önemli ölçüde özerkliğe sahip olduğuna vurgu yapan uzman, tarafları şu sözlerle özetledi: Karşımızdaki tablo, stratejik çıkarları ve geniş bir siyasi ufku paylaşan aktörler grubunun bir araya geldiği ancak her birinin kendi kararlarını bağımsız şekilde şekillendirebildiği bir dinamik.
Sürekli füze uyarıları, siber saldırılar ve çok yönlü bir koordinasyon ağı, İsrail’in haberleşme altyapısına ciddi baskılar getiriyor. Trombetta’nın ifadesine göre İsrail’in birden çok yedek iletişim ve ortak altyapıya sahip olduğu kuvvetle muhtemel; fakat esas mesele, bu sistemlerin yoğun baskı altında ne kadar verimli çalışabileceği.
İsrail ordusunun karşı karşıya bulunduğu temel zorluklar şöyle özetlenebilir: Hizbullah’ın saldırılarının aktif cephe sayısını artırması, İsrail’in askeri ve istihbarat kaynaklarını aynı anda farklı bölgelere yaymaya zorluyor. İsrail askeri doktrini, kısa ve belirleyici operasyonlarda avantaj elde etmeye odaklı iken mevcut tehditler pek çok yönden aynı anda yöneliyor. Yemen’deki Ensarullah hareketinin de Hizbullah saldırılarına ve İran’ın uzun menzilli füzelerine dahil olabileceği ifade ediliyor.
Trombetta’ya göre sorunun özünde ani bir askeri yenilgi değil, birçok cepheden gelen sürekli baskı altında stratejik bütünlüğün korunması yatıyor. Yemen cephesinin henüz tam anlamıyla açılmadığını hatırlatan uzman, İsrail’in nasıl bir yanıt vereceğini, İran, Hizbullah ve olası Ensarullah etkileriyle birlikte yakından izlemenin önemine dikkat çekti.
