Gölge bir mücadele sürerken Grönland’ın geleceği etrafında Washington ile Kopenhag arasındaki görüşmeler yoğunlaşıyor. ABD’nin varlığını adaya taşıyacak uzun vadeli bir düzen kurma niyeti, Grönlandlı liderler için egemenlik karşısında önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Tüm bu süreçte amaç, Trump’a “askeri müdahale ihtimalinden çıkış yolu sağlamak” ve NATO’yu bölebilecek bir krizin önünü kesmek olarak sunuluyor; fakat adada yaşayanların kaygıları giderek büyüyor, özellikle İran konusunda hype azaldıkça Grönland’a dönük odak tekrar güçlenmiş durumda.
ABD’nin şu anki askeri antlaşmayı değiştirme yönündeki planı, adanın bağımsızlığına rağmen Amerikan askerlerinin sürekli varlığını sürdürme talebini içeriyor. Grönlandlılar bu yaklaşımı “sonsuz madde” olarak görüyor ve itiraz ediyor. Ayrıca Rusya ve Çin gibi rakipleri çerçeve dışında tutacak büyük ekonomik vizyonları için fiili veto hakkı talep eden laflar da gündeme getiriliyor; Danimarka ve Grönland buna sertlikle karşı çıkıyor.
Grönland’ın zengin enerji kaynakları—petrol, uranyum ve nadir toprak elementleri—ile kritik minerallerin ortak kullanımı konusunda işbirliği arayışını sürdüren ABD, askeri genişlemeyi hızlandırmayı hedefliyor. Güvenlik açığı olarak görülen bu hamleler, Narsarsuaq yakınlarındaki eski savaş dönemi altyapısına dikkat çekerek, deniz piyadelerinin bölgede nasıl konumlanacağını sorguluyor.
Grönlandlı vekiller, egemenliklerini ve kendi kararlarının baskın bir şekilde belirlenmesini savunuyor. Dışişleri Bakanlığı safında çalışanlar, “Grönland’ın geleceğini 57 bin kişilik ada halkı belirler” söyleminin gerisinde, bu taleplerin uzun vadeli bağımsızlığı kısıtlayabileceğini vurguluyor.
“Gerçek bir bağımsızlık asla olmaz” diyen Grönland Parlamentosu üyesi Justus Hansen, Amerikalı taleplerin ülkenin bağımsızlık ihtimalini zayıflatacağını ifade ediyor: “Kendi bayrağımızı yarıya indirmiş gibi oluruz.”
Radar ve askeri üs zinciriyle ilgili hesaplar—Görüşmeler, Marco Rubio’nun üst düzey danışmanlarından Michael Needham ile yürütülüyor ve Grönland’ı Alaska ile Kanada’daki benzer üslerle bağlayacak bir radar hattı ile askeri altyapıyı kurmayı hedefliyor. Öte yandan derin su limanları ve özel operasyonlar için yeni üsler gerekliliği de masada.
Görüşmeler Ocak ayından beri Washington’da birkaç kez daha görüldü; Trump ise güvenlik gerekçesiyle adayı tehdit etmiş, daha sonra İran konusuna odaklanmış olsa da Beyaz Saray bu kalıcı gündemin hala canlı olduğuna işaret ediyor.
“Taleplerin hiçbiri adil değil” diyen Grönland Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Pipaluk Lynge, “İstilâ ya da kontrol… En iyi senaryo bu iki uç arasında kalmaktır” şeklinde görüş belirtiyor. Başbakan Jens-Frederik Nielsen da çevresel düzenlemelerin sıkı tutulacağını belirtirken, bağımsızlık ve Danimarka ilişkisini iç mesele olarak görüyor ve kimsenin müdahalesine ihtiyaç duymadıklarını vurguluyor.
Bir an önce çözüme kavuşsun diye bazı belgelerde, ABD’nin Rusya ve Çin bağlantılı yatırımları engellemek adına sıkı tarama mekanizmaları ile veto talep ettiği ve Danimarka’nın taramalardan sorumlu olacağı, nihai sözün Grönland’da olması gerektiği yönünde bir tartışma yürütülüyor. Nielsen bu durumu “Bu çok garip bir durum. Bir an önce bitsin istiyoruz” sözleriyle özetliyor.
