Bir dizi karmaşık güç dengesi içinde, İran ile ABD arasında sağlanan bir mutabakat kamuoyunda büyük bir beklenti yaratsa da, taraflar arasındaki güven eksikliği ve mevcut iç siyasi dinamikler bu uzlaşmanın kalıcı bir barış sağlamak yerine geçici bir ateşkes hissi vermesine yol açıyor. Elindeki Hürmüz Boğazı kartı ve yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programın geleceğine yönelik tartışmalar, Lübnan ve Hizbullah konusundaki belirsizliklerle birleşerek önümüzdeki yaklaşık 60 günlük müzakere sürecini karmaşık bir zeminde tutuyor.
Analistler arasında konuşulan bir diğer nokta, anlaşmanın resmi bir taraf olmamasıyla birlikte İsrail ve bölgedeki rakip aktörlerin bu süreci nasıl okuyacağıdır. İsrail’deki Netanyahu yönetiminin savaşı yarım kalmış bir hesap olarak görmesi ve bölgesel güvenlik kaygıları, bu 60 günlük dönemde çatışmaların yeniden alevlenmesi riskini artırıyor. Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile yapılan görüşmede, bu ateşkesin uzun ömürlü olması olasılığının zayıf olduğu, taraflar arasındaki konumlanmanın derinleştiği ve güven mekanizmasının henüz sağlamlaşmadığı vurgulandı.
“Ateşkes geçici görünüyor,” diyen Atabay, İran’ın bazı taleplerinin esnemesi gerektiğini, fakat karşı tarafta güven inşasının henüz oluşmadığını belirtti. İran’ın Lübnan kartını müzakere masasına taşımasının, nihai bir uzlaşının sağlıklı ilerlemesini zorlaştırdığını ifade etti. Ayrıca, Tahran’ın ekonomik ihtiyaçları ile yaptırımlar arasındaki dengeyi kurmaya çalıştığını, tarafların ise konumlanmaya odaklandığını kaydetti.
“İran, ABD’ye güvenmiyor.” Atabay, ABD’nin İran’a yönelik politikalarının güven ortamını zedelediğini ve bu nedenle güvene dayalı bir ilerlemenin mümkün olmadığını belirtti. Bu durum, taraflar arasındaki işbirliğinin nasıl inşa edileceğini ve hangi mekanizmaların devreye gireceğini belirleyecek kritik bir etmen olarak öne çıktı.
“Anlaşma ortadan kalkabilir” şeklinde değerlendiren Atabay, Trump’ın Hizbullah konusunda Suriye’ye yönlendirme çabasının sahada yeni bir hareket doğurabileceğine işaret etti. Bu yaklaşımın, mevcut mutabakatı tahrip etme potansiyeli taşıdığına dikkat çekti. İsrail’in güvenlik kaygıları ve Hizbullah üzerinden yürütülen adaptasyon tartışmaları, müzakerenin ilerleyen aşamalarında belirleyici rol oynayacaktır.
Neticede, savaşın tamamen sona ermesi veya taraflar arasında net bir galibiyetin ilanı için gerekli kırılma noktalarının henüz oluşmadığı ifade ediliyor. 60 günün sonunda nasıl bir tablo ortaya çıkacağı, tarafların kararlı güven inşa sürecini başlatıp başlatamayacağına bağlı olacak. İran’ın Hürmüz kartını nasıl kullanacağı, Hizbullah ve Lübnan konusundaki tavrı ve İsrail’in güvenlik planlarının bu süreçte nasıl hizalanacağı, bölgeyi doğrudan etkileyecek belirleyici unsurlardır.
