featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. Beşar Esad’dan Türkiye ile Normalleşme Sürecine İlişkin Açıklamalar

Beşar Esad’dan Türkiye ile Normalleşme Sürecine İlişkin Açıklamalar

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Normalleşme Süreci Açıklamaları

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, mecliste yaptığı konuşmada Türkiye ve Suriye arasındaki normalleşme süreci hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Normalleşme sürecinin, Rusya, İran ve Irak’ın arabuluculuk çabalarıyla hız kazanması umulsa da, Esad, Türk askerlerinin Suriye’den tamamen çekilmesi gibi bir ön koşul bulunmadığını vurguladı. Türkiye’nin bölgedeki silahlı gruplara desteğini kesmesini arzuladıklarını belirten Esad, Türkiye ile müzakerelerin yol haritasını belirleyecek bir mutabakat zaptı imzalamak konusunda olumlu düşündüklerini ifade etti.

Öte yandan, Türk medyasında yer alan haberlere göre Türkiye, normalleşme süreci için dört temel şart öne sürdü. Bu şartlar arasında:

  • BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uyulması,
  • Suriye’nin terör örgütlerinden arındırılması,
  • Mültecilerin geri dönüşü için uygun şartların oluşturulması,
  • İnsani yardımların devam etmesi

Prof. Dr. Mehmet Yuva ile Normalleşme Sürecinin Değerlendirilmesi

Türkiye ve Suriye arasındaki normalleşme sürecini, Suriye lideri Beşar Esad’ın açıklamalarını, Türk yetkililerin ifadelerini, sahadaki durumu ve Türkiye’nin şartlarını Prof. Dr. Mehmet Yuva ile konuştuk.

‘Türkiye-Suriye normalleşmesini istemeyenlerin başında İsrail geliyor’

Prof. Dr. Yuva, Türkiye ve Suriye normalleşmesine karşı olanların başında İsrail’in geldiğini belirtti. Suriye sahasındaki terör örgütlerinin de Türk ve Suriye devletleri arasındaki olumlu gelişmelere karşı çıktığını vurgulayan Yuva, Suriye’nin kaynaklarını sömüren sermaye odakları ve büyük bankaların da normalleşmeden rahatsız olabileceğini söyledi:

“Normalleşmeyi istemeyen kuvvetlerin başında İsrail geliyor. Suriye sahasında mevcut olan silahlı örgütlerin de önemli bir kısmı Türkiye-Suriye normalleşmesinden yana değil. İsrail, Türkiye ve Suriye arasındaki normalleşmeden en büyük zararı görecek taraftır. İsrail, esas itibarıyla Suriye’deki iç savaşı körükledi ve iç savaşa 2012’den itibaren doğrudan taraf oldu. Aynı şekilde İsrail’in Golan Tepeleri, Şam, Halep bölgelerine hava saldırıları oldu ve Suriye’deki terör örgütlerine ciddi anlamda askeri ve lojistik destek sağladı. Birçok terörist, İsrail hastanelerinde tedavi gördü. Suriye ordusunun müdahale ettiği teröristlerin İsrail kontrolündeki bölgelere sığındığını biliyoruz. Netanyahu, bu teröristler ile hastanede fotoğraf çekilmişti. Yani İsrail, Suriye’nin güçlü bir orduya sahip olmaması ve Suriye’nin komşuları ile arasının bozuk olması için elinden geleni yapıyor. Suriye sahasındaki örgütlerin çıkarları da İsrail’in çıkarlarına paralellik gösteriyor. Suriye devletinin meşruiyetinin uluslararası arenada tanınması, Suriye’nin Arap devletleri ile arasını düzeltmesi, Arap Birliği’ne geri dönmesi ve bölgedeki en önemli ülkelerin başında gelen Türkiye ile normalleşme yaşanması, şüphesiz ki sahadaki örgütleri rahatsız edecektir.”

‘Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduğu yerlerden çekilmesi halinde, Suriye ordusunun yaratılan boşluğu dolduracak kuvvete sahip olması gerekir’

Türk tarafının açıklamalarının 11 yıldır süren gergin ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Mehmet Yuva, Suriye lideri Beşar Esad’ın açıklamalarının da belirli gerçekler göz önünde bulundurularak incelenmesi gerektiğini belirtti. Basında yer alan ‘Suriye, Türk askeri çekilmeden masaya oturmayacak’ şeklindeki iddiaların doğru olmadığını öne süren Prof. Dr. Yuva, TSK’nın çekilmesi halinde bölgede oluşacak otorite boşluğunu, Suriye ordusunun dolduramayacağını kaydetti:

“Sayın Savunma Bakanı’nın Suriye’ye yeni bir anayasa dayatması, seçimi ön koşul olarak görmesi gibi açıklamalar, son 11 yıldır anormal olan Türkiye-Suriye ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmeli. Hem Türkiye hem de Suriye sahasında sürekli ısıtılan ve kamuoyunun önüne getirilen iki konu var. Birincisi, Suriye tarafının böyle bir normalleşmeyi kabul etmesi için Türk askerinin Suriye’den çekilmesini istediği, aksi halde Türkiye ile masaya oturulmayacağı yönünde propagandalar da yapıldı. Ama Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın, Beşar Esad’ın açıklamalarının muhtevasından koparıldığını defalarca söyledim. Suriye Dışişleri Bakanı, kendileri ile görüşmeyen, diplomatik münasebet kurmayan ülkelerin silahlı kuvvetlerini Suriye’de gayrimeşru telakki ettiklerini ifade etti. Bu ifade şöyle yorumlanmalı: Demek ki Suriye tarafıyla oturup konuştuğunuzda, görüşmelerde orta yol bulunabilir. Geldiğimiz noktaya bakarsak, yıllardır söylediğimizi Beşar Esad artık açıkça ifade ediyor. Neden? Çünkü aklın yolu bir. Suriye’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduğu yerlerden çekilmesi halinde, Suriye ordusunun yaratılan boşluğu dolduracak kuvvete sahip olması gerekir. Halbuki Suriye ordusunun 10 yılı aşkın savaşta ne kadar yıprandığına bakarsanız, yaratılacak boşluğu Suriye ordusunun hızlıca doldurup asayişi tesis etmesi kolay olmayacaktır.”

‘Bu örgütler bitirilmeden, o bölgeler Suriye devleti kontrolüne girmeden Suriye genelinde seçim yapmak mümkün mü?’

Prof. Dr. Mehmet Yuva, Türkiye’nin açıklamalarının, sahada 11 yıldır desteklediği örgütlere güven mesajı vermeyi hedeflediğini belirtti. Türk tarafının ortaya koyduğu BM 2254 sayılı kararın Suriye hükümeti tarafından da kabul edildiğini anımsatan Yuva, bunun gerçekleşmesi için Suriye’de çatışmanın sona ermesi, asayişin ve toprak bütünlüğünün sağlanması gerektiğini ifade etti:

“Türkiye açısından bakarsak, bu anayasa ve seçim dayatmaları uzun zamandır yapılıyordu. Türkiye, 11 yıldır kendi safında olduğunu düşündüğü ve binlerce silahlı mensubun bulunduğu grupların huzurunu bozmayacak bir açıklama yaptı. Türkiye, bu gruplara onların haklarını da savunduğu mesajını vermiş oluyor. Bugün dört şart olarak konuşulan ve birçok basın kuruluşunda ‘Türkiye’nin dört şartı var’ ifadelerini incelemek lazım. Şartlardan ilki, BM’nin 2015’te oybirliğiyle kabul ettiği 2254 sayılı kararın kabullenilmesidir. Zaten Suriye tarafı, bu kararı kabullendiği için Cenevre’de, Soçi’de, Astana’da muhalefet ile masaya oturdu. Bu görüşmeleri muhalefeti kabul ederek gerçekleştirdi. 2254 sayılı BM kararı, siyasi çözüm vurgusu yapmaktadır. Silahların susmasından bahsediliyor. Silahlar sustuktan 18 ay sonra ülke genelinde BM denetiminde bir seçim yapılacak ve Suriye halkı kimi seçerse seçsin, uluslararası camia bu çıkan sonuca saygı duyacak. 2015’ten günümüze kadar 9 sene geçti fakat silahlar hala susmuş değil. Bu anlamda siyasi çözümü bulabilmek için, siyasi çözüme aktif müdahale edebilecek saha aktörlerinin de elinden geleni yapması gerekmektedir.”

‘Mültecilerin dönüşü için Suriye’nin yeniden imar edilmesi gerekiyor’

Türkiye’nin öne sürdüğü mültecilerin geri dönüşü şartının, ancak Suriye’nin yeniden imarı ve silahların susmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yuva, Rusya ve Suriye’nin Türk imar ve altyapı çalışmalarına olumlu yaklaştığını ifade etti:

“İkinci şart nedir? Türkiye’deki mültecilerin evlerine onurlu ve güvenli bir şekilde geri dönmesidir. Üçüncü şart, Suriye’deki yaşam şartlarının geri dönüşe uygun hale getirilmesidir. Yani Suriye yeniden imar edilmeden, buradaki mültecileri silah zoruyla bile gönderemezsiniz. Hem Rusya hem de Suriye tarafı, Türkiye’nin Halep kuzeyinde yeniden imar çalışmalarına katılması yönünde olumlu açıklamalarda bulundu. TSK denetiminde olan bölgelerde, Suriye’deki imar ve ekonomiyi düzeltme planına Türkiye’nin katılmasına olanak sağlanmaktadır. Türkiye’deki yüz binlerce mültefi böylelikle onurlu ve güvenli bir şekilde geri dönebilir.”

‘Beşar Esad, Suriye’nin güvenliğinden bahsederken Türkiye’nin de güvenliğinden bahsetmektedir’

Prof. Dr. Yuva, Suriye lideri Beşar Esad’ın açıklamalarının bazı bölümlerinin Suriye kamuoyuna hitap ettiğini ancak Esad’ın Türkiye ile ortak güvenlik konusuna da vurgu yaptığını belirtti. Yuva, Türkiye’nin bölgede 11 yıldır desteklediği örgütler ve ABD ile olan ilişkilerinin, normalleşme sürecini daha karmaşık bir hale getirdiğini ifade etti:

“İki devlet bir araya gelip ister savaş, ister barış, ister ticaret için görüştüğünde, iki boyutlu okumakta yarar vardır. Yani her taraf öncelikle kendi kamuoyuna yönelik açıklama yapmak zorunda. Beşar Esad, kendi kamuoyunun psikolojik durumunu dikkate alarak konuşması gerekti. Esad’ın konuşmasının bir kısmı bu kapsamda ele alınmalıdır. Ancak iki nokta dikkat çekicidir. Beşar Esad, Suriye’nin güvenliğinden bahsederken Türkiye’nin de güvenliğinden bahsetmektedir. Suriye’yi tehdit eden terör örgütlerinin aynı zamanda Türkiye’yi de tehdit ettiğine işaret etmektedir. İkinci olarak, İsrail’in yayılmacı politikalarının sadece Filistin, Lübnan ve Suriye ile sınırlı kalmayacağına ve Türkiye’yi de hedef aldığına vurgu yaptı. Esad, İsrail’in bu saldırganlığını ancak bölgesel işbirliği ile durdurulabileceğini ifade etti. Türkiye ile bir güvenlik mutabakatı imzalanması veya normalleşme sürecinin başlaması durumunda İsrail, saldırgan politikalarını en az iki kere düşünmek zorunda kalacaktır.”

Beşar Esad’dan Türkiye ile Normalleşme Sürecine İlişkin Açıklamalar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir