İran-İsrail Çatışmalarının Başlangıcı ve Gelişimi
13 Haziran tarihinde İsrail’in İran’daki stratejik ve nükleer hedeflere yönelik başlattığı geniş çaplı hava saldırıları, bölgedeki gerilimi hızla tırmandırdı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, bu saldırıların “Yükselen Aslan” operasyonu kapsamında birkaç gün boyunca devam edeceğini duyurdu ve bölgedeki askeri hareketlilik arttı. Hedef alınan tesisler arasında Natanz nükleer zenginleştirme merkezi ve çeşitli askeri üsler bulunuyordu. İsrail’in bu saldırılarında 200’den fazla savaş uçağı kullanıldı ve en az 6 İranlı nükleer bilim insanı hayatını kaybetti. Ayrıca, saldırılar sırasında İran’ın üst düzey komutanlarından Selami ve Baküri gibi isimler de hedef alındı. İran ise bu saldırılara yoğun füzeler ve insansız hava araçlarıyla karşılık verdi, yaklaşık 60 sivilin hayatını kaybettiği bildirildi.
İran ve İsrail Arasındaki Gerilim ve Saldırılar
14 Haziran itibarıyla İran, İsrail’e yönelik saldırılarını artırdı ve başkent Tahran başta olmak üzere birçok bölgeye balistik füzeler ve İHA’lar ile saldırdı. Bu saldırılar sonucunda İsrail’de can kaybı ve yaralanmalar gerçekleşti; 20’yi çocuk olmak üzere en az 60 kişi hayatını kaybetti. İran ise İsrail’in saldırılarına karşılık olarak yoğun füzeler ve insansız hava araçlarıyla karşılık verdi. Ayrıca, İran lideri Hamaney, “İsrail’e karşı balistik füze saldırılarını yeniden başlatıyoruz” mesajını paylaştı ve bölgedeki tansiyon yükselmeye devam etti. İsrail ise Tahran ve diğer bölgelerdeki askeri hedefleri vurdu ve özellikle stratejik üsleri hedef aldı. Bu süreçte, bölge ülkeleri ve uluslararası toplum, çatışmaların büyümesini engellemek amacıyla çeşitli uyarılarda bulundu.
Çatışmaların En Şiddetli Dönemi ve Sivil Kayıplar
15 Haziran ile birlikte İran, İsrail’e yönelik balistik füze saldırılarını artırdı ve özellikle Filistin-2 hipersonik füzeleriyle Tel Aviv ve Hayfa gibi önemli kentleri hedef aldı. Bu saldırılar, büyük yıkıma yol açarken, yüzlerce sivilin yaralanmasına sebep oldu. İran lideri Hamaney, “İsrail’e karşı tam anlamıyla geri adım atmayacağız ve bu çatışmayı sona erdirmenin tek yolu onların geri çekilmesidir” dedi. Aynı zamanda, bölgeden ve küresel aktörlerden artan müdahale ve barış çağrıları da yükseldi. İsrail ise İran’a karşı çeşitli operasyonlar düzenleyerek nükleer ve askeri tesisleri hedef almaya devam etti, böylece bölgedeki gerilim tırmandı.
Uluslararası ve Bölgesel Gelişmeler
16 Haziran itibarıyla bölge ülkeleri ve uluslararası toplum, çatışmaların genişlemesini engellemek amacıyla acil diplomatik girişimlerde bulundu. ABD, bu süreçte Orta Doğu’ya yeni askeri güçler ve uçak gemileri gönderirken, Rusya ve Avrupa ülkeleri ise tarafların itidal göstermesini istedi. İran ve İsrail arasındaki savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanma tehdidiyle küresel ekonomiyi de etkiledi ve petrol fiyatları ciddi oranda düştü. Ayrıca, İran ve bölge ülkeleri arasındaki askeri hareketlilik, küresel güvenlik endişelerini artırdı ve bölgesel istikrarsızlık derinleşti.
İki Haftalık Savaşın Sonuçları ve Ateşkes Çabaları
17-20 Haziran tarihleri arasında, taraflar uzun süredir beklenen bir ateşkes için görüşmelere başladı. Ancak, tarafların karşılıklı suçlamaları ve savaşın sürdürülebileceği endişeleri devam etti. ABD Başkanı Trump, yaptığı açıklamada, “İran ve İsrail, anlaşma yapmalı ve barışa ulaşmalı” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda, İran’da yaşanan kayıplar ve bölgesel tahribat, tarafların geri adım atmasını zorlaştırdı. 20 Haziran itibarıyla, bölgedeki savaşın bilançosu ağırlaştı; binlerce sivil ve asker hayatını kaybetti, yüzlerce bina ve altyapı hasar gördü. Ancak, uluslararası diplomasi ve bölgesel girişimler sonucu, 12 gün süren çatışmalar sonunda genel bir ateşkes sağlandı ve taraflar tekrar masaya oturma kararı aldı.
