featured
  1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Ursula von der Leyen: Bir Liderlik Krizi ve Karanlık Geçmişi

Ursula von der Leyen: Bir Liderlik Krizi ve Karanlık Geçmişi

Avrupa Birliği’nin En Tartışmalı Başkanı: Ursula von der Leyen

Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonu Başkanı olarak uzun süredir Avrupa siyasetine yön veren önemli bir figür olmuştur. Son yıllardaki kararları ve uygulamalarıyla hem takdir hem de ciddi eleştirilerin odağı haline gelen von der Leyen, Avrupa Parlamentosu’nda 10 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleşen güvenoyu oylamasıyla büyük bir sınavdan geçti. Bu oylama, AB tarihinde liderlik krizlerinin üst seviyeye çıktığı günlerden biri olarak kayıtlara geçti. Her ne kadar güvenoyu almayı başarsa da, bu süreçte birçok milletvekilinin katılım göstermemesi ve oy kullanmaması, liderliğinin zayıfladığını gösterdi.

Gensoru önergesinde, von der Leyen’e COVID-19 salgını sırasında Pfizer CEO’su ile özel mesajlaşma, Avrupa fonlarının uygunsuz kullanımı ve Almanya ile Romanya’daki seçimlere dış müdahale gibi ciddi suçlamalar yöneltilmişti. Bu gelişmeler, Avrupa içerisindeki siyasi kutuplaşmayı ve liderliğin meşruiyetine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Peki, Ursula von der Leyen kimdir ve kariyeri boyunca hangi adımlar ve tartışmalar onun ön plana çıkmasına neden olmuştur?

Ursula von der Leyen’in Hayatı ve Kariyeri

Ursula Gertrud von der Leyen, 8 Ekim 1958 tarihinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de doğdu. Babası Ernst Albrecht, Almanya’nın önemli politik figürlerinden biri olmasıyla tanınıyor. Siyaset ve politika ailesinin içinde büyüyen von der Leyen, kariyerine ekonomi alanında başladıktan sonra tıp eğitimi aldı ve 1987 yılında Hannover Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 2005 yılından itibaren Angela Merkel’in kabinesinde çeşitli bakanlıklar üstlendi; bunlar arasında Aile ve Kadın Bakanlığı, Sosyal İşler Bakanlığı ve en önemlisi 2013-2019 yılları arasında Savunma Bakanlığı görevleri bulunuyor.

2019 yılında Avrupa Komisyonu Başkanı olarak göreve başlayan von der Leyen, 2024 yılında ikinci kez bu göreve seçildi. Ancak, ailesinin Nazi dönemindeki karanlık geçmişi, onun kariyerinde gölgeler oluşturmaya devam ediyor. Dedesi Carl Albrecht, Nazi Almanyası döneminde üst düzey bürokrat olarak faaliyet gösterdi ve Nazi yönetiminin ekonomik politikalarında önemli roller üstlendi. Sovyetler Birliği ile imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktı’nın ardından Ukrayna’daki ekonomik faaliyetlerin organize edilmesinde aktif rol aldı. Bu süreçte, köle işçiliği, zorunlu çalışma ve sivillerin sistematik sürgünü gibi ağır suçlamalarla ilişkili olduğu iddia ediliyor. Bu tartışmalar, Ursula von der Leyen’in ailesinin Nazi dönemindeki faaliyetlerine ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Von der Leyen, ailesinin Nazi geçmişiyle ilgili sorular karşısında bugüne kadar net bir açıklama yapmadı ve bu sessizlik, kamuoyunda eleştirileri beraberinde getirdi. Aile geçmişine dair detaylar, onun politik kariyerinde ve kamu imajında önemli bir gölge olarak durmaya devam ediyor.

Gelişen Skandallar ve Siyasi Tartışmalar

“Pfizergate” ve COVID-19 Aşı Skandalı

Von der Leyen’in en çok konuşulan skandallarından biri, COVID-19 salgını sırasında Pfizer CEO’su Albert Bourla ile özel mesajlar aracılığıyla 1,8 milyar doz aşı için 37,6 milyar dolarlık bir anlaşma yapmasıdır. Bu olay, kamuoyunda büyük tepki topladı ve von der Leyen, daha sonra bu mesajları “yanlışlıkla” sildiğini iddia etti. Avrupa Ombudsmanı, bu yazışmaların kamuya açık edilmemesi ve şeffaflık ilkesine aykırı olması nedeniyle von der Leyen’i “kötü yönetim”le suçladı. Ayrıca, Avrupa Savcılığı, AB’nin COVID-19 aşısı alımlarına ilişkin soruşturma başlatarak, bu anlaşmaların yasal ve etik açıdan sorgulanmasını sağladı.

Alman Savunma Bakanlığı’nda Danışman Skandalı

2013-2019 yılları arasında Almanya Savunma Bakanlığı görevini yürüten von der Leyen’in döneminde ortaya çıkan “danışman skandalı”, onun yönetim anlayışını ve etik duruşunu ciddi şekilde sarsmıştır. Bakanlık, silah ve savunma projeleriyle ilgili danışmanlara yüz milyonlarca euro ödeme yaptı ve bu süreçte birçok usulsüzlük iddiaları gündeme geldi. Ayrıca, Alman ordusunun NATO tatbikatlarına katılımı sırasında, tüfeğin yerine süpürge sopası kullanılması gibi skandal olaylar yaşandı. Bu dönem boyunca, özel kuvvetlerin aşırı sağcı unsurların etkisi altına girmesi ve verilerin kasıtlı olarak silinmesi gibi ciddi sorunlar da gündemdeydi.

Siyasi ve Uluslararası İlişkilerdeki Tartışmalar

Von der Leyen’in siyasi kariyerinde, parti içi ve uluslararası ilişkilerde de çeşitli tartışmalar yaşandı. 2024 yılında kendi partisinden Markus Pieper’i AB KOBİ Temsilcisi olarak ataması, kayırmacılık suçlamalarına yol açtı ve bu durum, parti içi güveni zedeledi. Ayrıca, Fransa’nın Avrupa Komiseri Thierry Breton’un, von der Leyen’in “şüpheli yönetişim” nedeniyle istifa etmesini talep etmesi, onun yönetim anlayışına ilişkin ciddi eleştirileri artırdı.

Aile Bakanlığı ve Sosyal Politikalardaki Başarısızlıklar

  • Aile Bakanlığı (2005-2009): Doğum oranlarını artırmak amacıyla başlatılan politikalar, vaat edildiği gibi sonuç vermedi. Federal fonlu çocuk bakım hizmetleri, planlandığı gibi hayata geçmedi ve doğum oranları düşüş eğilimini sürdürdü.
  • Sosyal İşler Bakanlığı: Her çocuğun okulda sıcak öğün alması hedefiyle başlatılan program, uygulamaya konamadı. Bu da, von der Leyen’in büyük vaatlerle başlayan projelerdeki başarısızlıklarını gözler önüne serdi.

Uluslararası ve Ulusal Çatışmalar

Suudi Arabistan ile Güvenlik İşbirliği ve İnsan Hakları İhlalleri

Von der Leyen’in, Suudi Arabistan ile yakın güvenlik ve askeri işbirlikleri geliştirmesi, hem Almanya’da hem de Avrupa’da ciddi eleştirilere yol açtı. Yemen’de devam eden savaş ve insan hakları ihlalleri nedeniyle, bu ilişkiler tartışmalı hale geldi. 2016 yılında Suudi Arabistan ziyareti sırasında başörtüsü takmayı reddetmesi de geniş yankı uyandırdı ve uluslararası arenada tartışmalara neden oldu.

Avrupa’da Artan Siyasi Gerginlik

Güvenoyu sonrası, Avrupa’daki çeşitli siyasi partiler ve parlamenterler, von der Leyen’in politikalarını ve yönetim biçimini sorgulamaya başladı. Sosyalistler, liberaller ve yeşiller, onun rotasını değiştirmesini talep etti ve bu durum, Avrupa’da siyasi kutuplaşmanın derinleşmesine neden oldu. Sosyalist milletvekili Cecilia Strada, “Ne sağla ne de von der Leyen ile” diyerek, oylamayı boykot etti.

Akademik ve Eğitimsel Tartışmalar

Von der Leyen’in, tıp doktorası sırasında yaptığı iddia edilen intihal suçlamaları, akademik çevrelerde geniş yankı uyandırdı. Ancak, üniversite yönetimi, bağımsız bir incelemenin ardından, tezin iptal edilmesine gerek görmedi. Bu durum, onun eğitim hayatını ve akademik duruşunu tartışmaya açtı.

Ursula von der Leyen: Bir Liderlik Krizi ve Karanlık Geçmişi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir