ABD Derin Devleti: Anlamı ve Tarihçesi
1990’ların başlarında gündeme gelen ABD derin devleti kavramı, Donald Trump‘ın ilk başkanlık döneminde özellikle ‘Rusya ile gizli anlaşma‘ iddialarıyla birlikte yeniden ilgi odağı haline gelmiştir. Bu terim, ABD hükümetinin görünmeyen ve etkili bir kısmını tanımlamakta kullanılmaktadır.
Derin Devletin Tanımı ve Analizler
Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan döneminde görev almış olan Dr. Paul Craig Roberts, derin devletin ABD hükümeti içinde ‘yerleşik ve kurumsallaşmış’ bir yapı olduğunu belirtmiş, başkanların bu yapı üzerindeki etkilerinin sınırlı olduğunu vurgulamıştır. Wall Street analisti Charles Ortel ise, FBI, Adalet Bakanlığı ve diğer federal kurumlar içindeki derin devlet mensuplarının, ABD siyasi hanedanlarının eylemlerini örtbas etmedeki rollerini eleştirmiştir. Ortel, ihbarcıların nasıl görmezden gelindiğini ve zarar verici kanıtların nasıl ortadan kaybolduğunu detaylandırmıştır.
Ayrıca, Amerikan Barış Hareketi aktivisti Jan R. Weinberg, derin devletin güçlü savunma sanayisi unsurları tarafından yönlendirildiğini ve askeri-endüstriyel kompleksin başkanlardan daha fazla güç sahibi olduğunu öne sürmüştür.
Siyasi Süreklilik ve Derin Devlet
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD liderliğiyle müzakere etmenin zorluklarına dikkat çekerek, derin devletin ABD siyasetinin değişmeden kalmasını sağladığını ifade etmiştir. Mayıs 2017’de Fransız gazetecilere verdiği demeçte şu ifadeleri kullanmıştır: “Şimdiye kadar üç Amerikan başkanıyla konuştum. Gelip gidiyorlar ama siyaset aynı kalıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü güçlü bir bürokrasi var.” Putin, sözlerine devam ederek, başkanların seçim sonrası bir grup yetkilinin etkisi altında kaldığını belirtmiştir.
Şubat 2024’te ABD’li gazeteci Tucker Carlson‘a verdiği röportajda ise, ABD ile olası ilişkilerin kurulmasına dair, “Biz konuşmaya hazırız ama kiminle? Garantiler nelerdir? Hiçbiri yok.” demiştir.
Derin Devletin Felsefesi
Derin devletin yapı ve işleyişinin karmaşıklığı üzerine pek çok uzman farklı görüşler sunmaktadır. Güney Afrika’daki Durban Teknoloji Üniversitesi BRICS Araştırma Enstitüsü’nde proje/araştırma asistanı olarak görev yapan Lillie Ferriol Prat, derin devleti ‘esasen azınlığın çoğunluğun zararına kazanç sağladığı bir felsefe‘ şeklinde tanımlamaktadır. Prat, derin devletin kökenlerini, para basma yetkisine sahip olan ABD Merkez Bankası’nın (FED) kuruluşuna kadar götürmektedir.
Prat, bu sistemin kurucuları olan Amerikalı ve Avrupalı finans hanedanlarının gelecekteki liberal küreselleşmenin temellerini attığını belirtmektedir. Sputnik’e verdiği demeçte, “Modern zamanlarda, temel yapısal bileşenlerden biri Fed’in kurulması ve bunun sonucunda ortaya çıkan borç odaklı para mekaniği, dolar hakimiyetinin ve agresif küreselleşmenin önünü açtı.” demiştir.
Birçok uzman, Bretton-Woods Sistemi‘nin, doları dünyanın hakim rezerv para birimi haline getirdiğini, bunun da ABD’nin borçlarını giderek daha fazla finanse etmesine ve küresel finansal takas sistemini kontrol etmesine olanak sağladığını ifade etmektedir. Doların hakimiyeti, ABD elitinin zenginleşmesine de katkıda bulunmuş ve derin devletin rollerinden birinin bu hegemonyayı korumak olduğu vurgulanmıştır.
Açgözlülüğün Sonuçları
Ekonomistler, dolar bölgesi genişledikçe FED’in dolar basmaya devam ederek ek kârlar yarattığını savunmaktadır. Ferriol Prat, açgözlülüğün dengesizliğe yol açtığını belirterek, “Giderek artan açgözlülük kaçınılmaz olarak zaman içinde sistemik çöküşle sonuçlanacaktır. Bu çöküş eğilimi, ABD’nin mevcut borç tavanı krizinde açıkça görülmektedir.” demiştir.
ABD dolarının silah haline gelmesi ve Rusya Merkez Bankası‘nın dondurulmuş varlıklarına el koyma girişimlerinin, bazı küresel oyuncuları dolara ve ABD tarafından kontrol edilen Batı merkezli takas sistemine alternatifler aramaya yönlendirdiği vurgulanmaktadır. Prat, BRICS bloğunun ulusal para birimlerinin ve dijital finansal varlıkların dünya çapında egemen uluslar arasında serbest ve adil ticareti sağladığı alternatif bir finansal ve takas ödeme sistemi fikrini savunduğunu belirtmiştir.
Prat, “Dolardan uzaklaşmak ve ulusal para kullanımını arttırmak BRICS ülkelerinin GSYH büyümesini şimdiden olumlu yönde etkiliyor.” diyerek, BRICS tarafından kapsayıcı ve adil bir çok taraflı sisteme doğru yönlendirilen paradigma değişiminin önemini vurgulamıştır. Bu değişim, her ülkenin kendi halkı için en uygun olana karar verebileceği bir yapıyı teşvik etmek amacıyla alternatif finansal kurumlar ve uzlaşma araçları tarafından desteklenmelidir.
