featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. ABD-İsrail Gerilimi ve Suriye’de Yeni Güvenlik Mirası: Bölgesel Denge ve Pivot Ülkeler

ABD-İsrail Gerilimi ve Suriye’de Yeni Güvenlik Mirası: Bölgesel Denge ve Pivot Ülkeler

ABD ile görüşmeleri sürdüren İsrail, Suriye’nin güneyini kontrolünü sürdürürken bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden şekillendirme çabasında. Başkan Trump’ın Netanyahu’yu Beyaz Saray’a daveti, Washington’un Suriye’nin rolüne vurgu yapan politikasını öne çıkarıyor. Netanyahu’nun Suriye ile girilecek bir anlaşmada başkentin Şam’dan başlayan ve güneydeki tampon bölgeye kadar uzanan silahsızlandırılmış bir alan talep etmesi, iki ülke arasındaki gerilimin derinleştiğini gösteriyor. ABD’nin Körfez eksenli stratejileriyle uyumlu hareket eden bir Suriye ve İsrail arasındaki koordinasyon arayışını da gözler önüne seriyor.

Güvenlik Analisti Suat Delgen ile yapılan görüşmede, İsrail’in güvenlik odaklı yaklaşımını net biçimde görmek mümkün. Delgen, İsrail’in merkezi bir yönetimin güçlü olduğu bir Suriye istemediğini, bilakis kendisini tehdit edebilecek unsurların ortadan kalkmasını talep ettiğini belirtiyor. İsrail’in güvenlik öncelikleri çerçevesinde, İran destekli unsurların bölgede etkinliğini kısıtlamaya çalıştığını, özellikle Dürzi nüfusu ve Arap aşiretler üzerinden Suriye içinde bir denge kurmayı hedeflediğini ifade ediyor. Bu süreçte, Suriye’nin iç siyasetteki dinamizmi ve geçmiş terör bağlantıları da hâlâ discussiyon başlıkları arasında yer alıyor.

Delgen’in yorumu şöyle özetlenebilir: İsrail, kendi güvenlik gerekçeleriyle tamamen güçsüzleşmiş bir Suriye istemiyor; tam tersi, bölgede kendisini güvenli hissettirecek bir yapı talep ediliyor. Suriye içindeki aktörlerin, özellikle Dürziler ve koalisyon oluşturan Arap aşiretlerinin, İsrail’e yakın unsurlarla bir denge kurması da bu stratejinin temel taşlarından biri olarak görülüyor. ABD’nin bölge vizyonunun Körfez ülkeleriyle uyumlu bir çerçeve benimsediğini söylemek mümkün; bu durum, İsrail’in kendi gündemini uygulamaya başladığında ABD’nin müdahalelerinden fren almasına yol açıyor.

Güvenlik Konseyi kararları ve Şara’nın durumunun değişimi üzerinde de duruluyor. ABD’nin Erbil’de kuracağı yeni konsolosluk ve 7’nci bölüm kapsamında Ahmed Şara’ya konulan yaptırımların kaldırılması yönündeki kararlar, bölgedeki normatif değişimleri işaret ediyor. Bu kararlar tamamlandığında, diğer ülkeler Şara’ya yönelik yaptırımları sürdüremeyebilir. Delgen, SDG’nin merkezi orduya entegrasyonu ve Şara’nın askeri gücünün gelecekteki etkileri konusunda da görüşlerini paylaşıyor. Bu durum, SDG üzerinden Suriye’nin siyasi geleceğine dair hesapları da değiştirebilir.

Türkiye’nin rolü konusunda Delgen, Türkiye’nin pivot ülkelerden biri olarak konumunu koruduğunu belirtiyor. ABD’nin Katar ile güvenlik anlaşması ve Suudi Arabistan ile işbirliğinin pekişmesi gibi gelişmeler, İsrail’in bölgedeki hareket alanını sınırlarken Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşmenin de etkileyici olacağını ima ediyor. ABD’nin küresel bakış açısından bölgesel iş birliğine kaydığı bir dönemde, Türkiye-İsrail-İsrail eksenli bir yaklaşım, bölgedeki istikrar için kritik bir nokta olarak görülüyor.

Yeni bir dünya düzeninin sinyalleri olarak Delgen, üretim ve sanayiye ihtiyaç duyan ülkelerin genç nüfuslu Suriye gibi bölgelerde istikrar arayışında olduğunu ifade ediyor. Bölgenin ekonomik dinamiklerinde değişimler bekleniyor; Suriye’de sondaj faaliyetleri, Merkez Bankası ve Lübnan bankalarıyla ilişkilendirilmiş finansal akışlar bu değişimin göstergeleri arasında yer alıyor. DP World gibi küresel oyuncuların liman işletmeciliğini uzun vadeli anlaşımlarla devralması, sermayenin bölgeye yöneldiğini gösteriyor. ABD’nin güvenlik belgesiyle Şara’nın meşruiyetinin güçlenmesi, İsrail’in bu süreçten faydalanmasını engelliyor veya sınırlandırıyor. Ancak tüm bu etkileşimler, yeni bir bölgesel ve jeopolitik düzene işaret ediyor.

ABD-İsrail Gerilimi ve Suriye’de Yeni Güvenlik Mirası: Bölgesel Denge ve Pivot Ülkeler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir