ABD ve Çin Arasındaki Tayvan Gerilimi
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelerek önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Bu buluşmada, Washington’un Tayvan’ı silahlandırmayı derhal sonlandırması gerektiği konusunda uyarılar yapıldı.
Sullivan, sekiz yıl aradan sonra Çin’i ziyaret eden ilk ABD ulusal güvenlik danışmanı olarak tarihe geçti. Bu görüşme, iki ülke arasındaki ilişkilerin gidişatını etkileyecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Çin devlet televizyonunun aktardığına göre, Wang, Sullivan ile yaptığı görüşmede ABD’nin Tayvan’ı silahlandırmayı durdurması, tek Çin ilkesine saygı göstermesi ve Çin’in barışçıl bir şekilde yeniden birleşmesini desteklemesi gerektiğini vurguladı. Wang, Tayvan’ın Çin’e ait olduğunu belirterek, bu konuda geri adım atılmaması gerektiğini ifade etti.
Wang, ayrıca ‘Tayvan’ın bağımsızlık çabalarının’, Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrar açısından en büyük tehdit olduğunu belirtti. Bu durum, bölgedeki gerilimi artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.
Ortak düzenlenen basın toplantısında Wang, yeni bir Çin-ABD diyaloğunun, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Joe Biden arasında Kasım 2023’te San Francisco’da gerçekleştirilen zirvenin vizyonu doğrultusunda ikili ilişkilerin geliştirilmesinde etkili olacağı umudunu taşıdığını dile getirdi. Wang, ABD ile ilişkilerin geliştirilmesinin karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini de vurguladı.
Sullivan, iki büyük ekonominin işbirliği yaparak her iki tarafa da fayda sağlayacak alanlarda ortaklık kurması gerektiğini, Çin ile ABD arasındaki rekabetin anlaşmazlık haline dönüşmesinden kaçınılması gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar, iki ülkenin gelecekteki ilişkileri açısından oldukça kritik bir öneme sahip.
Sullivan’ın Çin ziyareti, ABD’de 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerinden kısa bir süre önce gerçekleşmesi açısından dikkat çekici bir zamanlama olarak değerlendiriliyor. Bu durum, iç politikadaki gelişmelerin dış politikaya olan yansımalarını da sorgulatıyor.
ABD yönetimi, Çin’in uyarılarına rağmen, Haziran ayında Tayvan’a yönelik yüzlerce silahlı insansız hava aracı, füze ekipmanı ve ilgili destek malzemeleri içeren 360 milyon dolarlık (yaklaşık 11 milyar 719 milyon 569 bin lira) yeni bir silah satışını onaylamıştı. Bu durum, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artırmış durumda. Çin, ABD’nin Tayvan’a yaptığı silah satışında aracılık ettikleri gerekçesiyle ABD’li 6 savunma şirketi ve bunların üst düzey yöneticilerine yaptırım uygulama kararı almıştı. Tayvan, 1949’dan bu yana fiili bağımsızlık durumunu sürdürmekte ve bu durum, Çin anakarası ile Tayvan arasında süregelen iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılık ve egemenlik ihtilafının bir yansıması olarak devam etmektedir.
