featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. Avrupa’nın Stratejik Yeniden Şekillenmesi: Münih ve Sonrası Dönemeçler

Avrupa’nın Stratejik Yeniden Şekillenmesi: Münih ve Sonrası Dönemeçler

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa, Amerikan güvenlik şemsiyesine güvenen bir konumdan, giderek değişen küresel dengelerde kendi yolunu bulma çabası içerisine girdi. Münih Güvenlik Konferansı, bu dönemde Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisi arayışlarının gün yüzüne çıktığı bir sahne olarak öne çıktı; ABD’nin Asya-Pasifik’e odaklanmasıyla Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı baskı ve yeniden yapılandırma ihtiyacı gündeme geldi.

Bir gazeteci olarak Gökhun Göçmen ile bu konuyu irdeleyenler, Avrupa’nın güvenlik yükümlülüklerini yeniden tanımlarken Çin, Rusya ve Hindistan gibi aktörlerle ilişkilerini nasıl yöneteceğini tartışıyorlar. Washington’un küresel ağırlığını yeniden çerçeveleme süreci, Avrupa’nın kendi güvenlik ve finansal düzenini koruma çabalarıyla iç içe geçiyor.

“ABD-AB arasındaki kopuş ciddi” görüşünü paylaşan Göçmen, Obama döneminden bu yana yükselen eğilimin Trump döneminde daha belirgin hale geldiğini belirtiyor. ABD’nin enerji ve güvenlik politikalarında farklı bölgelere kaydırdığı odak, Avrupa’nın kendini nasıl konumlandıracağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Göçmen’e göre 1945 sonrası düzenin öncüsü olan güvenlik şemsiyesi, artık eskisi kadar güvenli bir sığınak sunmuyor.

Raporlar ve itiraflar olarak nitelendirilen Münih raporları, Avrupa’da güvenlik ve egemenlik konularında yeni bir gerçeklik arayışını işaret ediyor. Göçmen bu durumu, Avrupa’nın “1945 sonrası düzeninin son bulduğunu” anlama olarak yorumluyor; raporların “Yıkım Altında” ifadesiyle özetlenen saptamalarının bir itiraf niteliğinde olduğunu belirtiyor. Avrupa’nın güvenlik kalkanı olarak gördüğü ABD’nin rolünün değiştiğini ve finansal düzenin de bu değişimde önemli bir kırılma yaşadığını ifade ediyor.

Avrupa’nın ikiyüzlülüğü ortaya çıktı şeklinde değerlendirilen raporlar, çıkar temelli bir düzenin Avrupa ülkeleri tarafından nasıl benimsendiğine işaret ediyor. Trump dönemiyle birlikte artan ticaret çatışmaları, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomik politikalarını yeniden şekillendirme ihtiyacını daha görünür kılıyor. Münih Konferansı’nın da bu ikiyüzlülüğü tartışmaya açtığı ve gelecekteki tutumlar için bir yol haritası çıkarmaya çalıştığı görüşü öne çıkıyor.

Avrupa’nın Çin’e yönelişi ise ABD’nin desteğinin azalmasıyla birlikte belirginleşen bir yön değişimini gösteriyor. Avrupa, Çin’i “oyunu kuralına göre oynama” çağrısına yanıt olarak ele almaya çalışırken, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerin de Çin ile ilişkilerini yeniden şekillendirdiği görülüyor. Avrupa’nın bu süreçte enerji ve teknolojik bağımsızlık arayışında olduğu, Çin ile güvenlik işbirliğini net bir duruşa oturtma çabası içinde bulunduğu değerlendiriliyor.

Netlik bekleyen Çin ise Avrupa’nın bu çok yönlü yaklaşımından belirgin bir duruş talep ediyor. Pekin, mevcut uluslararası sistemi reforme etme çağrısı yaparken, Avrupa’nın hangi yönde ilerleyeceğini netleştirmesini bekliyor. Stratejik özerklik hedefiyle hareket eden Avrupa, ABD-Atlantik eksenli güvenlik modelinden bağımsız bir güvenlik mimarisi kurma yönünde adımlar atarken, Çin ile işbirliğinde de belirleyici bir yaklaşım benimsiyor.

Avrupa’nın Stratejik Yeniden Şekillenmesi: Münih ve Sonrası Dönemeçler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir