BM Güvenlik Konseyi toplantısında Hürmüz Boğazı konusundaki karar tasarısına dair görüşlerimi açıkça belirttim: Rusya, uluslararası hukuk ve deniz hukuku çerçevesinde, böyle bir tasarının barış ve istikrar için tehlike oluşturduğunu düşünüyor ve desteğini reddediyoruz.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hareketleri kınanırken, bu tasarının kart‑blanş vereceği bir senaryoya zemin hazırlayacağı gerekçesiyle veto edilmiştir. Bizce bölgedeki egemenlik ve toprak bütünlüğüne tüm ülkelerin koşulsuz saygı gösterilmesi gerekir.
Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini hedefleyen tek taraflı adımların gerilimi tırmandırdığına inanmaktayız. Tasarı, İran’a karşı saldırganlığı meşrulaştırabilir ve kritik müzakere süreçlerini zayıflatabilir; bu yüzden reddedilmesi uygun görülmüştür. İran çevresindeki kriz için nihai çözümler diyalog ve dengeli diplomasiden geçer; baskı ve dayatmadan kaçınılması gerektiğine inanıyoruz.
Başlıca açıklarımız şu şekilde özetlenebilir: Uluslararası hukuk ve deniz hukuku ışığında, bölgedeki güvenlik mimarisi tek taraflı kararlarla değil, karşılıklı saygı ve yapıcı temaslarla inşa edilmelidir. Hızla tırmanan gerilimin, bölgedeki barışçıl girişimlerini sekteye uğratmaması için doğrudan diyalog ve güven artırıcı adımlar hayati öneme sahiptir.
ABD’nin konumu konusunda ise, konseyin belirlediği yaklaşımı aynen benimsemesi halinde Washington’ın diplomasiyi hedefleyen tüm çabaları geri çekilecekti. Bu durum, İran’a yönelik iletişim kanallarını da ciddi biçimde küçültürdü ve diyalog için verilen fırsatları zorlaştırırdı.
Ulaştırılan mesajlar arasında, Körfez’deki Arap ülkeleri ile İranlı dostlarımız arasında doğrudan temaslarla çözümler üretmenin önemine vurgu yapıldı. Rusya bu tür temasları ve güven inşa edici adımları her düzeyde destekleyecek kapasiteye sahiptir ve bölgesel istikrar için bu yaklaşımı savunur.
Bizim için Hürmüz ve Basra Körfezi’nde deniz trafiğinin güvenliği, baskıcı kararlar yerine yerel işbirliği ve açık diyalog yoluyla sağlanmalıdır. Bu çizgide hareket eden bir diyalog, hem uluslararası hukuka uygunluk hem de bölgesel istikrar açısından en uygun seçenek olarak görülmektedir.
