Cenevre’de gerçekleşen ilk tur dolaylı görüşmeler, İran ile ABD arasındaki gerilimin bir an önce düşürülebileceği umudunu taşırken, taraflar arasındaki güven artırıcı adımların nasıl ilerleyeceğini tartıştı. Bölgedeki ağır askeri sevkiyatlar ve sınır komşusu ülkelerin konumu, tarafların taktik olarak temkinli davranmasına yol açtı.
Yetkili bir gözlemciye göre, mevcut süreç, bir çatışmanın zeminini hazırlamaktansa, zaman faktörünu kendi tarafına kazandırmaya çalışıyor. İran, uranyum zenginleştirme düzeyi ve genel nükleer dosya konusunda belirgin tavizler vermeye hazır görünse de, müzakerelerin yalnızca nükleer meseleyle sınırlı kalması gerektiğini savunuyor; ABD’nin gündeme başka konuları taşımasına karşı net duruyor.
El-Hacc’a göre her iki taraf da görüşmelerin özünü güçlendirmek için ambargo ve askeri hazırlıkları sahada iç içe yürütüyor. İran, dost ülkelerden gelen savaş uçaklarıyla savunmasını güçlendirirken, ABD ise bölgeye çok sayıda savaş uçağı ve füze konuşlandırmayı sürdürüyor. İran diplomatik ve siyasi çözümleri ön planda tutarken askeri seçeneğe yönelmekten kaçınıyor; ABD ise, fissel dosyası dışındaki konuları da kapsayan pratik sonuçlar elde etmeyi hedefliyor. Bu durum, süreci daha da karmaşık bir hale getiriyor.
