Donald Trump ve Dış Politika Üzerine Analiz
Donald Trump’ın “Donroe Doktrini”, Avrupa ile Amerika arasındaki çatışmalar, Grönland gerginliği, Çin ile ticaret savaşı politikası ve Avrupa’daki siyasi dalgalanmaları, Prof. Dr. Hasan Ünal ile ele aldık.
‘Trump, Kolektif Batı’yı Ciddiye Almıyor’
Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupalılar hakkında düşündüğü olumsuz görüşleri dile getirerek, onların ABD’nin ‘parasını yediğini’ düşündüğünü ifade etti. Ayrıca Trump’ın yeni yıl dilek listesine Grönland ve Kanada gibi yerlerin dahil edilmesinin, Monroe Doktrini ile benzerlikler taşıdığına dikkat çekti. Ünal, ABD’nin daha saldırgan bir dış politika izlediğini ve kendi etrafının dışına çıktığını belirtti:
- “Trump’ın dış politikasını Monroe Doktrini ile birebir ilişkilendirmek yanlış olur. Tarihi olaylar benzerlikler taşısa da tamamen aynı değildir.”
- “Washington Post’un ‘Donroe Doktrini’ ifadesi, ABD’nin kendi etrafında hakimiyet kurma çabası açısından şaşırtıcı değil. Ancak Trump, Danimarka’nın adalarını istemek gibi daha geniş hedeflere yöneliyor.”
- “Trump, ‘Kolektif Batı’ dediğimiz yapıyı ciddiye almıyor ve bu, ilk başkanlık döneminde yaptığı birçok eylemle de gözlemleniyor.”
Ünal, Trump’ın ABD’nin ulusal çıkarlarına odaklanma çabası içinde olduğunu ve Avrupa’nın bu süreçte önemini yitirdiğini kaydetti. Trump, Grönland ve Kanada’nın ABD’ye bağlanmasını talep ederek, yeniden büyük bir Amerika yaratma çabası içinde hareket ediyor. Bu durum, dünya siyasetinin çok kutuplu hale geldiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
‘Liberal Avrupa’nın Sonu Geldi’
Trump’ın ikinci kez başkan olması durumunda, ABD’nin Rusya ve Çin ile ilişkilerinin daha az hasmane olacağına inanan Ünal, neoliberal ekonomik yapıların çöküşü ve liberal Avrupa’nın sonunun geldiğini vurguladı:
- “Trump, Biden yönetiminin aksine Çin ile hibrit bir savaş başlatmayı düşünmüyor. Bunun yerine, rekabetin daha aklıselim bir düzlemde kalacağını öngörüyorum.”
- “Avrupa, Trump’ın gözünde neredeyse ‘lüzumsuz bir varlık’ haline gelmiş durumda.”
Ünal, liberal Avrupa’nın sonunun geldiğini ve bu süreçte bazı aşırı sağ partilerin iktidara gelmesinin mümkün olduğunu belirtti. Bu partiler, Avrupa’da yeni bir siyasi yapı oluşturma potansiyeline sahip olabilir.
‘Liberaller ve Solcuların Tutumu’
Ünal, sistem karşıtı partilerin yanlış bir şekilde ‘aşırı sağ’ olarak adlandırılmasını eleştirerek, bu hareketlerin vatansever olduğunu ifade etti:
- “Liberaller ve solcular, kendi ülkelerinin çıkarlarını hiçe sayarak Rusya’ya karşı savaşı körüklüyorlar.”
- “Kendi ulusal çıkarlarını savunmadıkları için toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratıyorlar.”
Ünal, Avrupa’da yeni siyasi oluşumların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu ve bu yeni yapılanmaların, ulusal çıkarlar doğrultusunda hareket edeceğini öngördüğünü belirtti.
‘ABD’nin Askeri Güçleri ve Çin’
Hasan Ünal, Çin’in yapay zeka alanındaki gelişmeleri ve askeri gücünü göz önüne alarak, ABD’nin bu konuda rekabet edemeyeceği sonucuna vardı:
- “Çin’in askeri teknolojilerinin gelişimi, ABD için büyük bir tehdit oluşturuyor. Birçok askeri uzman, olası bir savaşta ABD’nin büyük kayıplar verebileceğini öngörüyor.”
- “Tayvan üzerinden bir vekalet savaşının sürdürülmesi, hem yerel halkın hem de uluslararası dengelerin göz önüne alındığında oldukça karmaşık bir durum yaratacaktır.”
Ünal, ABD’nin askeri harcamalarını artırarak savaş hazırlığı yapmanın yerine, ticaret savaşını tercih edeceğini düşündüğünü belirtti. Ayrıca, Çin’in son 30 yıldır gerçek ekonomiye ve inovasyona yaptığı yatırımların sonuçlarını görmekte olduğumuzu ifade etti.
