ABD Merkez Bankası Fed, beklentilere paralel şekilde politika faizini 25 baz puan düşürerek %3,75-4 aralığına çekti. Kararın oylama süreci, 2’e karşı 10 oyla sonuçlandı ve açıklamada bu vurgulandı.
Gazeteci Ali Çağatay yeni konjonktürde Fed kararının gelişmekte olan ülkeler için yeni bir finansal dönemin kapısını aralayabileceğini belirtti. Düşen faizler karşısında para birimlerinin değer kaybetme potansiyeli yüksekken, dolara olan güvenin zayıflamasıyle emtia ve itibarlı para birimlerinin etkilenmesi de beklenebilir. Çağatay’a göre bu süreç Türkiye için sınırlı da olsa bir fırsat sunabilir.
Çağatay, Fed’in kararının ardından piyasalarda bol para akışının devam edebileceğini öne sürdü: 1,5 trilyon dolarlık likidite dünyaya yayıldı, ve bu kaynağın bazı ülkeler için büyümeyi destekleyici etkileri olabilir. Ancak akışın hangi ülkelere yöneleceği konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle Türkiye için bu süreç, dengeli ve stratejik bir değerlendirme ile değerlendirilmelidir.
Powell yönetimindeki Fed’in, mevcut görevi tamamlanırken ekonomiyi zorlamadan adım atmayı hedeflediği görüşü de dile getirildi. Çağatay, ABD Merkez Bankası’nın bilançosundaki değişimlere değinerek geçmişte yaşanan süreci hatırlattı: 2008’de 875 milyar dolar olan bilanço, zamanla 4,5 trilyon, ardından 7,5 ve şu anda daha da yüksek seviyelere ulaştı. Bu süreçte dolara yönelik küresel akışlar artarken, bazı ülkeler üretim ve teknolojiye yatırım yapma yönünde ilerledi; Türkiye ise benzer bir dönüşümü tam anlamıyla hayata geçiremedi.
Türkiye açısından olası etkiler konusunda Çağatay, bu adımın olumlu etkileri sınırlı da olsa hissedilebileceğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi paylaştı: Pozitif yönler olabildiğince iç dinamiklerle desteklenmelidir. Özellikle Mehmet Şimşek’in politik tercihlerinde bu gelişmenin yeni bir ivme yaratabileceğini ifade etti ve ekledi: Negatif faizle bile Türkiye’ye sıcak para akışı olabilir, bu durum komşu ülkelerdeki gelişmelerin bizde de katma değer üretmesiyle sonuçlanabilir.
