ABD’nin Gazze Şeridi için uluslararası bir güç konuşlandırılmasına ilişkin planını öncelerde Amerikan kaynaklarından duyuran bir medya haberi, Washington’un bölgede istikrar sağlamak amacıyla nasıl hareket edeceğini ve hangi aktörlerin bu süreçte rol alabileceğini öne çıkarıyor. Bildiride, Türkiye’nin de askeri olarak Gazze’ye katılımını isteyen bir tutum söz konusu olduğu belirtilirken, bazı Müslüman ülkelerin de bu fikre temkinli yaklaştığı kaydediliyor.
Haber, Uluslararası İstikrar Gücü adıyla kurumsal bir güç yapısının Gazze’de konuşlandırılması yönündeki görüşmelerin İsrail ve birkaç ülke arasında yürütüldüğünü aktarıyor. Bu temasların, resmi planın açıklanmasına zemin hazırlayacağına dair güvenilir kaynakların ipuçlarıyla belirtildiği ifade ediliyor. Ayrıca, Türkiye, Mısır, Endonezya ve Azerbaycan’ın Gazze’ye asker göndermeye hazır olduğu yönünde vurgu yapılıyor; bazı ülkelerin ise bölgedeki karmaşık durum nedeniyle bu fikre temkinli yaklaştığı belirtiliyor.
Aynı haberde, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damat Jared Kushner gibi isimlerin geçtiğimiz günlerde İsrail’e yaptıkları ziyaretin ana gündeminin bu güç olduğunu ifade edildiği bilgisi paylaşılıyor. İsrail’in Hamas’ın silah bırakmayacağı yönündeki görüşleri nedeniyle ateşkesin bozulma riski konusunun da konuşulduğu; fakat ABD’nin bu süreci aceleye getirmeden, dikkatli adımlarla ilerletme kararında olduğu belirtiliyor.
Üst düzey bir ABD yetkilinin değerlendirmesiyle, “İsrailliler şu an gergin ve şüpheci; süreç kontrolü ellerinde kalmadığı için yeni adımlara temkinli bakıyorlar” ifadesi öne çıkıyor. Türkiye’nin uluslararası güce katılımı konusunun olumlu tarafları olsa da İsrail’in Türk askerinin Gazze’ye girmesini reddettiği bilgisi de paylaşılıyor. Buna rağmen, ABD’nin Türkiye, Katar ve Mısır’ın bu güçte yer almasını arzuladığı belirtiliyor.
Yetkili ayrıca, Gazze’de bir anlaşmaya varılmasına yönelik çabaların süreceği ve Türk oyuncuların yapıcı bir rol üstleneceği mesajını tekrarlıyor; Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarının ise süreç açısından zarar verici olabileceğine dikkati çekiyor.
