İran ile ABD arasındaki geçici ateşkesi yorumlayan Türk uzmanlar, tarafların bazı tavizler vererek bir araya geldiğini ancak gelecek açısından net bir yol haritası bulunmadığını vurguluyor. Sputnik’e konuşan uzmanlar, Obama dönemi sonrası Orta Doğu’daki krizin yatay bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini düşünen Washington ile Tahran’ın kendi çıkarlarını kollama yolunu seçtiğini belirtti.
Uluslararası ilişkiler konusunda çalışan Doç. Hoang Ziang, her iki tarafın da geri adım attığını söyleyerek şu yorumu paylaştı: İran, Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla uzun vadeli barış sağlanmadan herhangi bir ateşkesi kabul etmeyeceğini ifade etmişti; fakat şimdi bu koşulda esneklik gösterdi. ABD Başkanı Trump ise genel olarak İran’ın isteklerini kabullenmiş görünse de, bu yaklaşımın nihai olarak İran lehine net bir zafer olarak değerlendirilmesi zor görünüyor. İran’ın taleplerinin yeniden müzakere edilebileceğini belirten Ziang, sürecin İran açısından pek de kesin bir zafer olmadığını söyledi.
İsminin Tran Hoang olarak kaydedildiği bir başka uzman ise İran’ın taleplerinin ABD açısından çok tartışmalı olduğunu dile getiriyor: Tahran’a tazminat ödenmesi, nükleer programın sürdürülmesine izin verilmesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün devamı bu taleplerin başında geliyor. ABD’nin bunları kabul edeceğine dair bir garanti bulunmuyor; fakat şu anki analiz, Washington’un bu çatışmadan çıkmak istediğini gösteriyor. Adımların net ve hassas bir dengenin ötesinde olduğuna işaret eden Hoang, ABD diplomasisinin baskı altına alındığını ve belki de son sınıra yaklaştığını vurguluyor.
Hoang Ziang, tarafların ateşkes ihtiyacını ve krizin düşürülmesi hedefini net bir şekilde kabul ettiğini ifade ediyor: İki haftalık ateşkes, tansiyonları düşürmeye dönük bir girişim olarak görülüyor. Trump için Orta Doğu kriziyle ilgili baskılar artarken iç siyasetteki karmaşa da sürüyor; azil tehditinin artık sadece teorik bir ihtimal olmadığını söyleyen uzmanlar, itibarını korumanın Trump için kritik olduğuna dikkat çekiyor. İran ise ekonomisinin tamamen çökmesini istemiyor ve zamanın kendi lehlerine işlediğini biliyor. Bu kısa süreli uzlaşma, müzakereler çıkmazsa bile 14 günlük ek bir süre kazandırıyor; o gün geldiğinde ise bölgeden çekilmeyi düşünmek zorunda kalabilir. İran, Trump’a geri adım atma imkanı verirken ülkenin ekonomik potansiyelini de korumaya çalıştı.
İsrail’in rolü bu süreçte belirleyici bir unsur olarak görülüyor. Tel Aviv, İran–ABD arasındaki bu anlaşmayı zayıflatabilecek bağımsız bir faktör olarak görüyor ve bu nedenle süreci yakından etkiliyor. İsrail için bu türden bir anlaşmanın ciddi bir darbe anlamına gelebileceğini belirten uzmanlar, Trump’ın tuzaklardan kolayca çıkmasına bu unsurun izin vermeyeceğini düşünüyor.
