Gazeteci Fethi Yılmaz, Yazı-Yorum programında Eski CIA yöneticilerinden Graham Fuller’in Türkiye gündemine ilk kez nasıl taşıdığını ve onun “ılımlı İslam” ile “Yeni Türkiye” kavramları etrafındaki tartışmaları nasıl şekillendirdiğini anlattı. Fuller’in CIA’da uzun yıllar görev yaptığı ve Türkiye’de bu konu başlıklarıyla öne çıktığı vurgulandı; ölümünün ardından yeniden kamuoyunun gündemine oturması ise bu isimle ilgili tartışmaların devam etmesini sağladı.
Fethi Yılmaz, Fuller’in Türkiye kamuoyuna ilk kez 26 Şubat 1990’da Cumhuriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Ufuk Güldemir ile yaptığı röportajda tanıtıldığını aktardı. Röportajda Atatürk’ün çağını aşan bir güç olarak düşünmenin gerekliliği ve Türkiye’nin ulusal kimliğini, yönünü ve İslam’ın günlük yaşamdaki yerini yeniden gözden geçirme gerekliliği dile getirildi.
Fuller, Türkiye’nin Ortadoğu’ya kaydıkça bağımsızlığını koruyabileceğini savunan bir bakış açısını öne sürdü. 2000’li yıllarda yoğunlaşan tartışmalar, “ılımlı İslam” ve “Yeni Türkiye” kavramlarının akademik ve politik arenada nasıl yankı bulduğunu gösterdi. Yılmaz, Fuller’in 2000’li yılların başında Kemalizm’in katı bir değerler bütünü olarak Türkiye’nin demokratik dönüşümünü engellediğini ileri sürdüğünü hatırlattı. Böylece Fuller’in “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı eseri, Türkiye’nin Batı’ya yöneldiği oranda bağımlı, Ortadoğu’ya yöneldiğinde ise bağımsız olduğunu iddia eden bir düşünce sisteminin parçası olarak değerlendirildi.
Fuller’in Atatürk ve Kemalizm’e olan eleştirileri de Yılmaz’ın aktardığı çerçevede öne çıktı. Harf Devrimi’nin ulusal hafızayı zayıflattığı, Halifeliğin kaldırılmasının İslam dünyasıyla ilişkilerde darbe yarattığı ve Kemalist eğitimden kurtulmanın gerektiği yönündeki görüşleri, yalnızca Fuller’a ait bir görüş olarak değil, Batı’nın Türkiye’ye biçtiği rol çerçevesinde ortaya konulan daha geniş bir düşünce akımının parçalarıydı.
