ABD Başkanı, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda Grönland’ın güvenlik için kritik olduğunu ve Altın Kubbe projesinin ilerleyişinde bu adımı desteklemesinin gerekliliğini vurguladı. NATO’nun bu süreçte liderlik yapması gerektiğini söyleyerek, Amerikan varlığının güçsüz kalması durumunda Rusya ya da Çin’in devreye girebileceğini belirtti ve yine de ABD’nin muazzam gücü olmadan NATO’nun caydırıcılık gücünün sınırlı kalacağını ifade etti.
Grönland tartışmaları uzun süredir ABD gündeminde yer alıyor; bu konuya ilişkin tarihsel girişimler farklı dönemlerde yeniden gündeme geldi.
1867-1868: İlk adımlar ve satinalar – O dönemin Dışişleri Bakanı William Seward, Arktik bölgede nüfuzu artırma hedefiyle Grönland’ın satın alınmasını tartıştı. Yerel kaynaklar açısından zengin olan bu bölgenin kömür ve diğer zenginlikler sunacağına dikkat çekildi; fakat Kongre bu fikre sıcak bakmadı ve resmi bir teklife dönüşmedi.
1910: Toprak değişimi vizyonu – Başkan William Howard Taft döneminde diplomatlar, Grönland’ın ABD’ye devredilmesini ve karşılığında başka alanlarda tavizler verilmesini öngören karmaşık bir toprak değişimi planı üzerinde çalıştı. Danimarka bu öneriyi reddedince plan rafa kaldırıldı.
1946: 100 milyonluk altın teklifi – Soğuk Savaş boyunca stratejik önem nedeniyle Truman yönetimi Grönland’a dair resmi bir teklif olarak Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın sunmayı önerdi. Adada I.D. dönemde inşa edilen bir havaalanı, Avrupa’ya giden uçaklar için yakıt ikmali açısından kritik rol oynadı; Danimarka bu teklifi reddetse de ABD’nin askeri varlığı sürmeye devam etti. Bu varlık bugün de Pituffik Uzay Üssü olarak en kuzeydeki ABD merkezi konumunu sürdürüyor.
Analist değerlendirmeleri – Avrupa’da süregelen ekonomik baskılar bağlamında Danimarka, fazladan mali destek ihtiyacı duyabilir; bu tablo, bölgesel güvenlik dinamikleri ve mali hesaplar açısından incelenmeye devam ediyor.
