featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. İran, İran-İsrail-ABD Krizinde Güç Dengesi ve Avrupa’nın Yeni Stratejisi

İran, İran-İsrail-ABD Krizinde Güç Dengesi ve Avrupa’nın Yeni Stratejisi

Güç dengelerinin köklü bir değişim yaşadığı bu dönemde İran’ın direnişi, ABD ve İsrail’in uzun süredir sürdürdüğü baskıların ötesinde bir kırılma yaratıyor. Avrupa başkentleri ve Körfez ülkeleri, Washington’un gölgesine bağımlı bir güvenlik mimarisine geçmişken, kendi ayakları üzerinde duran bir аз hareketin peşinde yeni bir ufuk arayışına girdiler. İran, Batı’nın teknolojik ve ekonomik ambargolarını kendi mühendislik atılımlarıyla aşmayı başardı ve bu durum, dünyanın küresel hakimiyet arayışında “tıkanıklık noktası” olarak görülen bir güç olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın enerji ve hammadde odaklı yaklaşımı, Rusya ile yeni bir yakınlaşmayı zorunlu kılarcasına ortaya çıkarken; İsrail eksenli politikaların meşruiyetine dair kamuoyunda oluşan tepkiler de değişen bir tabloyu anlatıyor. Türkiye’nin bu süreçte izleyeceği rota merakla bekleniyor. Başta akla gelen sorulardan biri: değişen düzen, savaşsızlığı mı öne çıkarıyor, yoksa eski dengeyi zorlayacak yeni dinamikler mi kuruyor?

Gazeteci Sedat Aral ile yapılan söyleşi bu dönüşümün Batı’daki yankısını analiz ediyor. Aral’a göre, Batı artık eskisi gibi sömürülen güç olmamak konusunda öfkeli; 1900’lerin kurallarını dayatmaya çalışmanın zayıflığını gösteriyor. İran’ın gösterdiği ilerleme ise dünyaya güven veriyor: İran’ın mühendislik ve tıp fakülteleri küresel standartlarda öne çıkıyor; Avrupa ise bunu yakalamakta zorlanıyor. Batı’nın bu farkı gördükçe şok yaşadığına dikkat çekiliyor. Aral, “İran, savaş ekonomisini yeniden biçimlendirirken, dünyanın geleceğini inşa eden aktörlerden biri haline geliyor. Eskiden Avrupalıların ileri sürdüğü hegemonik yapıların çürümesiyle birlikte, yeni gücün küçük ama etkili aktörleri olan İran ve Türkiye’nin yükselişi belirginleşecek” diyor.

İran’daki eğitim-öğretim kalitesi ve uluslararası açılım, Aral’a göre Batı’nın önde gelen ülkelerini sarsan bir gelişme gösteriyor. İran, dünyadaki cephelerin değiştiğini ve bu değişimin savaşsız bir gelecek talebini güçlendirdiğini savunuyor. İran’ın karadan operasyonlar konusundaki endişeler, coğrafi konumunun zorlayıcı niteliği nedeniyle güncel bir tartışma olarak kalıyor; ancak hava ve uzaktan atış kabiliyetiyle artık eski seviyeyi aşmış durumda. Avrupa’da ise Rusya’ya yöneliş ve Rusya ile yakınlaşma eğilimi giderek belirginleşiyor; bu durum, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin enerji krizleri ve rezervlerin azalmasıyla karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar bağlamında değerlendiriliyor.

Türkiye’nin konumu, bu yeni güç dengeleri içinde dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkıyor. Aral’a göre Türkiye, savaş söylemini aşmaya çalışırken Kürt gruplar ve İsrail ile olan ilişkileri üzerinden önemli bir sınavdan geçecek. Türkiye bu provokasyonları atlatabilir; ancak Kürt gruplarıyla olan bağlar, Ankara’nın en hassas politik unsurları arasında yer alıyor. İlerleyen dönemlerde İran ve Türkiye’nin bölgesel dengelerde daha belirleyici roller üstlenmesi bekleniyor.

İran, İran-İsrail-ABD Krizinde Güç Dengesi ve Avrupa’nın Yeni Stratejisi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir