featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. İran, Körfez ve Batı Arasında Asimetrik Savaş Stratejileri ve Bölgesel Yansımaları

İran, Körfez ve Batı Arasında Asimetrik Savaş Stratejileri ve Bölgesel Yansımaları

İran, 28 Şubat’ta başlayan çatışmalarda drone ve mayınlı karşılıklar vererek direnişini sürdürüyor ve misillemelere karşılık veriyor. Yeni dini lider Mücteba Hamaney ile Devrim Muhafızları’nın güçlendirdiği ittifak, Tahran yönetiminin maliyeti artırma politikalarını derinleştirmek üzere Batı ve Körfez’de çatlaklar yaratmaya devam ediyor. İsrail’in ana hedefi olan altyapı hasarlarıyla İran’ı işlevsiz bırakma planı, elektrik, petrol ve özellikle su arıtma tesislerini hedef alıyor. Bu durum, kuraklık ve ekonomik krizle boğuşan yaklaşık 85 milyonluk nüfusu daha ağır baskılar altında bırakıyor.

ABD içinde askeri ve siyasi kanatlar arasında, İran’a karşı kara operasyonunun amacı ve Körfez’deki coğrafi zorluklar konusunda yoğun fikir ayrılıkları sürüyor. Körfez’deki stratejik adaların değişimi ya da sınırlı müdahalelerin İran’ın asimetrik kapasitesini durdurmaya yetmeyeceği, aksine süreci yıpratma savaşına dönüştürmesi bekleniyor. Bu tabloyu değerlendirmek için İran uzmanı Oral Toğa ile yapılan görüşmede farklı açılar öne çıktı.

“Savaşın Körfez’e sıçraması sürpriz değil” görüşünü paylaşan Toğa, İran’ın Körfez’e yönelik operasyon sinyallerini önceden verdiğini belirtiyor. ABD’nin siyasi tercihlerinde hata olduğuna dair kanaatler var: Batı, İran diasporasının propagandasını olduğundan daha çok sahipleniyor; sahadaki İran ile diasporadaki İran arasında uçurumlar var. Diaspora anlatımları, saha gerçeklerini tam yansıtmayabiliyor ve bu farklar karar alıcıları yanıltabiliyor. Türkiye ve İran arasındaki bilgi akışının sınırlı olması ve internet-kısıtlamalarının etkisi, İranlıların dünyayı tam olarak bilmesini engelliyor. Bu durum, istihbarat körlüğü olarak nitelendiriliyor ve haritaları açıp bakmak bile yeterli görülüyor.

“Devrim Muhafızları, Mücteba Hamaney’in arkasında konuşlanmış durumda” ifadesiyle Toğa, aralarında Devrim Muhafızları’nın Mücteba Hamaney’in konumunu güçlendirdiğini ve devletin ekonomiden silah sistemine kadar her şeyi bu yapı üzerinden yönettiklerini vurguluyor. Mücteba’nın meşruiyeti için Devrim Muhafızları’nın desteğinin kritik olduğu belirtiliyor; Hamaney’in etrafında oluşan güç dengeleri, savaşın sürmesi halinde nasıl bir etki yaratacağını belirliyor.

“İsrail, İran’a dönük stratejik felci tamamlamak istiyor” iddiası, enerji iletim merkezleri ve altyapı hedeflerine odaklanılmasını içeriyor. Toğa’ya göre İsrail, Körfez’deki altyapıyı sistematik olarak vurup enerji akışını kendi kontrolüne almayı hedefliyor. Bu çerçevede, Trump dönemi beyanları ve bölgesel dengeler üzerinden bir yeniden yapılandırma ihtimali gündemde kalıyor. Ancak ABD’nin Körfez’den elde edeceği çıkarlar net değil ve ülke içinde kabulleri zorlayan farklı görüşler bulunuyor.

“İran’da tesislerin vurulması işsizliği artıracak” değerlendirmesiyle Toğa, su arıtma ve elektrik tesislerinin hasar görmesi halinde İran’da ekonomik sıkıntıların ve işsizlik oranlarının artacağını belirtiyor. Su krizinin ve kuraklığın büyüyerek mevcut krizleri derinleştireceği öne sürülüyor; desalinasyon tesislerinin zarar görmesi, üretim zincirlerinde kırılmalara yol açabilir ve bu durum toplumsal istikrarsızlığı tetikleyebilir.

“Amerika’daki elitler dahi kara operasyonunun amacını açıklayamıyor” diyen Toğa, İran’ın asimetrik kapasitesinin Körfez’deki güvenlik mimarisini ciddi biçimde etkilediğini ifade ediyor. İhbarat ve lojistik zararlar, 15 binin üzerinde hedefin vurulduğu raporlarıyla da çelişmiyor; operasyonların amacı netleşmiş görünmese de, sahadaki etkiler ve yeniden yapılanma süreçleri uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. İran’ın Tunb Adaları veya Hark Adası üzerinden Körfez’i tek başına açmanın yeterli olmayacağını belirten Toğa, bazı planların stratejik olarak anlamsız kaldığını, karar alıcıların bu tür belirsizlikler karşısında farklı yaklaşımlar geliştirdiğini savunuyor.

Sonuç olarak, mevcut çatışma dinamikleri İran’a karşı kurulan vekalet savaşlarının günlük politikalar üzerinden nasıl şekilleneceğini belirliyor. Bölgesel refah için tasarruflar ve dengeyi kurmak isteyen aktörler, enerji akışlarının ve altyapı güvenliğinin kritik hale geldiği bu dönemde yeni senaryolar üretmeye çalışıyorlar. İran ise batı ve Körfez güçlerinin stratejik hesaplarına karşı, asimetrik kapasitesiyle süreyi uzatma ve maliyeti artırma yönündeki yaklaşımını sürdürüyor.

İran, Körfez ve Batı Arasında Asimetrik Savaş Stratejileri ve Bölgesel Yansımaları
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir