Türkiye merkezli bir incelemede, İran’a yönelik olası bir askeri müdahalenin riskleri ve geçmiş deneyimlerden çıkarılan dersler ele alınıyor. Uzman Fuad İzadi, ABD’nin İran üzerinde olası bir operasyona gidebileceğini öne sürüyor ve bu tür bir adımın yeni bir çatışmayı tetikleyebileceğini vurguluyor. ABD ve İsrail’in geçmişte saldırgan bir tutum sergilediğini hatırlatan İzadi, hedeflerinin iç siyasetteki değişiklikler veya hükümetin devrilmesi yönündeki planlarının devam ettiğini ileri sürüyor. Ancak İran’ın İslam Devrimi’nin mirasına dayanan meşruiyeti ve halkın iradesiyle kurulmuş bir devlet oluşumu olduğuna dikkat çekiyor. Bu farklar, Libya’daki 2011 dönüşümüyle karşılaştırıldığında İran için farklı sonuçlar doğurabilir.
İran halkının Libya deneyimini gördüğü ve Amerikan insan haklarına yaklaşımına eleştirel bakış, Batı medyasının bazı haberleri üzerinden dile getiriliyor. İzadi’ye göre, Libya’daki darbe sonrası gelişmelerin bir benzerinin İran’da tekrarlanması konusu, mevcut güçler için bir tehdit olarak algılanıyor. Bu nedenle, ABD ve müttefiklerinin İran’a karşı yürüttüğü stratejiler arasında mevcut hükümetin değişmesi için daha zorlu planlar bulunduğu ifade ediliyor.
İzadi, komşu ülkelerdeki bazı üslere gerçekleştirilen geri çekilmelerin ardından denizaltı gücünün kullanılarak İran’a karşı füze hava saldırılarının mümkün olduğunu belirtiyor. Ancak bu tür bir girişimin İran’ı ciddi bir karşılık vermeye yönelteceğini, bölgede tam ölçekli bir savaşı tetikleyebileceğini vurguluyor. Hatta Haziran 2025 hatalarının tekrarlanması halinde Washington’un yüksek bir bedel ödemek zorunda kalacağını öne sürüyor.
