featured
  1. Haberler
  2. Amerika
  3. İran’a Yönelik Baskılar ve Bölgesel Jeopolitik Gerginlik: Uluslararası Hukuk ve Diplomasi Üzerindeki Etkiler

İran’a Yönelik Baskılar ve Bölgesel Jeopolitik Gerginlik: Uluslararası Hukuk ve Diplomasi Üzerindeki Etkiler

Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin güncellik kazanan hedefi olan İran, son günlerdeki çatışmalarda tekrar gündeme geliyor. Gazze’deki sivillerin yaşadığı acılar ve Venezuela’daki iktidar olaylarının yankısı, İran konusunda da bir rejim değişikliği senaryosunun peşinden gidiyor. Batılı güçlerin kuralları hafife aldığı bu dönemde, Türkiye de krizin içinde bulunuyor. Afganistan’daki uzun işgal tecrübesi akıllarda tazeliğini korurken, bugün İran merkezli bir senaryo içinde Çin ve Rusya’nın da dahil edileceği bir stratejiyle küresel dengeler yeniden şekilleniyor. ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı operasyonlar ile Türkiye’nin tutumu üzerine Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli ile yapılan görüşmede bu süreç değerlendirildi. Avrupa’nın çığırtkanlığı yaparken İran’daki ihlallere göz yumduğu savı ile uluslararası hukuk kurallarının aşınıp aşınmadığına bakılıyor. Adıbelli, Irak işgaline benzeyen kapanışa doğru ilerleyen bir süreçten söz ederken, güvenin tek kaynağı olarak diplomasiye geri dönmenin gerekliliğine vurgu yapıyor. Gazze’de yaşananlar ve Hamaney konusunda yapılan analizler,Uluslararası hukuk ilkelerinin güncel uygulamaları üzerinde düşündürücü ipuçları sunuyor.

İran – Türkiye – NATO üçgeninde Türkiye’nin konumuyla ilgili değerlendirmeler, ABD’nin İran savaşını Türkiye üzerinden yönlendirme çabalarına işaret ediyor. Adıbelli’ye göre False Flag argümanlarıyla Türkiye’nin bu süreçte merkezi bir rolü olabileceği görüşü kuvvetli. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hava savunma sistemleri, bu çatışmanın NATO’nun sınırları içinde yürütüleceği senaryolara zemin hazırlıyor. Türkiye üzerinden yüksek tansiyonlu bir savaş yaklaşımı mı yoksa NATO’nun bir sahte savaş mı diye sorgulanan bir dönemeçteyiz. ABD’nin ve İsrail’in, İran’a karşı operasyonları için Türkiye üzerinden bir süreç kurması, NATO’nun tekrardan sahnede yer almasına zemin hazırlıyor. Adıbelli’nin ifadesine göre bu adımlar, Türkiye’nin ulusal sınırlarının ötesinde, NATO’nun ana karargahı haline gelmesi riskini taşıyor ve bu da bölgesel dengeleri köklü biçimde etkiliyor.

İsrail ekonomisi ve bölgesel etkiler Analiz, İsrail ekonomisinin jeopolitik gerilimler karşısında zorlandığını ve enerji fiyatlarının küresel etkileriyle birlikte ülkedeki yaşam maliyetlerinde artışa işaret ediyor. Hürmüz Boğazı ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların, bölgesel üretim ve tüketim maliyetlerini etkileyebileceği öne sürülüyor. Bu süreç içinde İran’daki iç dinamikler ve halk tepkileri ile ABD’nin yaklaşımı arasındaki gerilimler, bölgenin geleceğini belirleyecek önemli göstergeler arasında yer alıyor.

İran rejiminin yapısal dinamikleri İncelemeye göre, rejim liderliğinin değişmesi halinde bile yapısal değişimin beklenmesi zor görünüyor. Humeyni sonrası döneme benzer şekilde, mevcut Mozaik sistemi, farklı birimler arasında özerklikler sağlayarak merkezi otoritenin esnekliğini koruyor. Afganistan örneğinin etkileriyle karşılaştırıldığında, uluslararası baskıların uzun vadeli sonuçları belirsizliğini koruyor. Adıbelli, dış aktörlerin müdahalesinin İran’daki geleneksel güç dengelerini nasıl etkilediğini değerlendirirken, Trump’ın döneminin İran savaşının sonunu görüp görmeyeceğini tartışıyor. Rejimin kişilere bağlı olmadığını savunan yorumlar, Hamaney’in rolünün güçlendirdiğini ve mevcut sistemin kırılmadan devam ettiğini öne sürüyor.

IŞİD’in etkileri ve bölgesel güvenlik Kürt güçlerinin silahlandırılması ve muhalif unsurların kullanılmasına dair iddialar, mezhep çatışmasına yol açabilecek potansiyel senaryoları gündeme getiriyor. Bölgedeki Kürtler arasındaki nüfuz farklılıkları ve Beluciler ile Şiilerin konumu, hangi grupların hangi taraflarda yer alacağını belirleyen kritik konular olarak öne çıkıyor. ABD’nin planlarıyla ilişkilendirilen bu tartışmalar, Kuzey Irak ve İran arasındaki gerilimin büyümesine zemin hazırlayabilir.

Çin’in konumu ve uluslararası dengeler Çin’in İran’a karşı olası doğrudan askeri katılımı şu aşamada düşük görülse de, Çin’in enerji tedarikini güvence altına almak adına gereken adımları atacağı söyleniyor. Pekin’in, İran ile ilişkisini sürdürürken ABD-Çin gerilimini büyütmemeye özen gösterdiği, ancak gerektiğinde İran için donanma operasyonlarına katılabileceği ifade ediliyor. Bu yaklaşım, İran’a yönelik baskıları sürdürürken Çin’in bölgesel çıkarlarını korumaya dönük bir denge politikası olarak değerlendirilmekte.

İran’a Yönelik Baskılar ve Bölgesel Jeopolitik Gerginlik: Uluslararası Hukuk ve Diplomasi Üzerindeki Etkiler
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir