Axios’a dayanarak dört bağlantı sahibi kaynağın, ABD ile İsrail’in bazı konuları masaya yatırdığını öne sürdukları belirtiliyor. Söz konusu iddialarda, bu iki ülkenin, saldırıların ilerleyen aşamalarında yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu elde etmek için İran’a özel kuvvet gönderme yönündeki bir senaryoyu tartıştıkları aktarılıyor. Kaynaklar, bu operasyonun ortak bir görev olarak mı yoksa ayrı bir niyet olarak mı değerlendirildiğini netleştirmeden, İran ordusunun topraklarına girme ihtimalinin hangi koşullarda gündeme gelebileceğini sorguluyorlar. Bu tartışmalarda, ABD ve İsrail’in bölgede hangi hedefleri güvence altına almak istediğine dair ayrıntılar paylaşılmadı.
İddialarda ayrıca, Trump yönetiminin İran’ın var olan malzemelerini bölgeden tamamen uzaklaştırmayı ya da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gibi kurumların uzmanlarını bölgede yoğunlaştırmayı düşünüp düşünmediği de dile getiriliyor. Bu değerlendirmeler, Hark Adası gibi kritik petrol terminallerinin ele geçirilmesi yönündeki görüşmelerin de içinde bulunduğunu ima ediyor; ancak bu konudaki yetkililer isim olarak paylaşılmıyor.
IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, İran’da nükleer silah üretimini destekleyen sistematik bir programın unsurlarını görmediğini ifade etti. Grossi, NBC’ye yaptığı açıklamada İran’ın uranyumunu %60’a kadar zenginleştirdiğini belirtse de bunun otomatik olarak bir nükleer silah yapımını kanıtlamadığını vurguladı. “Santrifüjler sürekli dönüyor ve bu madde giderek daha fazla üretiliyordu,” diyen Grossi, teorik olarak bunun “10’dan fazla nükleer savaş başlığı üretmeye yetecek” bir miktar olabileceğini söyledi; fakat gerçekte böyle bir planın mevcut olduğuna dair kanıt olmadığını ifade etti.
