Jesse Jackson yıllarca Demokrat Parti’nin başkan aday adayları arasında yer almış ve dünya çapında etkili bir siyah aktivist olarak tanınmıştır. Zorluklarla karşılaşmasına rağmen kamuoyundaki çalışmasını sürdürmüş; 2021 yılında Senato’nun uzatma kuralını eleştirdiği için iki kez gözaltına alınmıştır. Aynı yıl eşi Jacqueline Jackson ile birlikte COVID-19 komplikasyonları nedeniyle Chicago’da hastaneye kaldırılmışlardır.
Martin Luther King ile omuz omuza olarak başlayan yolculuğu, Greenville, Kuzey Carolina’da doğan Jackson’ın gençlik yıllarında atılan adımlarla şekillendi. 1960’ta ayrımcılığa karşı düzenlenen bir kütüphane protestosunda gözaltına alınması, onun sivil haklar hareketine katılmasının başlangıcı oldu. King’in mücadelesinin yakınına yaklaşan Jackson, 1968’de suikasta uğrayan King ile yakın çalışmaya devam etti. 1965’te Selma’dan Montgomery’ye uzanan ve Siyah seçmenlerin oy haklarını savunan yürüyüşte kilit rol oynadı. Chicago, ilerleyen yıllarda onun siyasi ve toplumsal faaliyetlerinin merkezi haline geldi.
Şirketlere yönelik boykot ve kamuoyu baskısı yoluyla siyah çalışanların sayısını artırmayı hedefleyen kampanyalar yürüttü. Jackson, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde değil, uluslararası alanda da aktif bir figür olarak öne çıktı. 1983’te Suriye’ye giderek Lübnan’da düşürülen bir ABD pilotunun serbest bırakılması için görüşmeler yürüttü. 1984’te Küba’da Fidel Castro ile görüştü ve 22 Amerikalı ile 26 siyasi tutuklunun serbest bırakılmasına vesile oldu. 1999’da Kosova Savaşı sırasında da üç ABD savaş esirinin serbest bırakılmasına öncülük etti.
‘Ben de varım’ sloganı Jackson’ın mitinglerde sıkça tekrarladığı “I am Somebody” ifadesi, özellikle genç aktivist kuşaklar üzerinde derin bir etki bıraktı. 2020 yılında Minneapolis’te gerçekleşen George Floyd anmasına katılan Jackson, sonraki yıllarda ırksal ayrımcılık ve oy kullanma haklarına erişim konularında aktifliğini sürdürdü. Jackson’ın ölümü, Amerika’da beyaz milliyetçilik tartışmaları ve oy hakları mücadelelerinin yeniden gündeme geldiği bir döneme denk geldi. 2020’de hayatını kaybeden diğer sivil haklar liderleriJohn Lewis’in ardından gelen kayıp, bir dönemin simge isimlerinin ardı ardına kaybolması olarak değerlendirildi.
