Katar’ın güvenliğini sağlama taahhüdü, saldırı anında askeri müdahaleyi de içeren bir başkanlık kararnamesiyle kamuoyuna sunuldu. 29 Eylül 2025 tarihli kararname, Katar ile ABD yetkilileri arasında tartışmalara yol açan ve Körfez bölgesindeki garantilerin sürekliliğini sorgulatacak unsurları barındırıyor. Batı basını, bu kararın Katar’ı benzeri saldırılara karşı teminata yönelik güvence vermeyi amaçladığını aktarıyor. Kararnamenin metninde, Katar’a yönelik herhangi bir saldırı “ABD’nin barış ve güvenliğine yönelik bir tehdit” olarak değerlendirilecek ifadesiyle karşılık buluyor. ABD güvenliğinin kilit garantörü rolünü üstlenen Katar, bulunduğu konum itibarıyla bölgenin en büyük Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapıyor ve bu durum geçerli olan güvence bağlamında ABD’nin Körfez’deki müttefikliğinin önemini pekiştiriyor. İsrail’in Katar’daki Hamas liderlerini hedef alan hava saldırılarının ardından bu durum, Katarlı yetkililer için özellikle şok edici bir tablo oluşturdu.
‘Eğer Katar saldırıya uğrarsa, Amerika Birleşik Devletleri iki ülkenin çıkarlarını savunmak amacıyla diplomatik, ekonomik ve gerekirse askeri adımları içeren her yasal önlemi alacaktır.’ şeklinde özetlenen hüküm, Başbakan Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin olay sonrasında bu durumu devlet terörü olarak nitelendirmesiyle paralellik gösteriyor. Katar hükümeti, BM’nin iletişim kanallarını açık tutma çabası doğrultusunda Hamas liderlerini ABD’nin talebiyle ağırladığını savunuyor.
Netanyahu’nun özrü ve ardından gelen açıklamalar, Başbakan’ın Şeyh Muhammed ile telefonda görüştüğünü doğruluyor; görüşmede Doha’daki saldırıda bir Katarlı güvenlik görevlisinin ölümü nedeniyle üzüntü duyulduğu belirtiliyor. Ayrıca İsrail’in Katar’ın egemenliğini bir daha ihlal etmeyeceğine dair beyanlar da vurgulanıyor. Katar Dışişleri Bakanlığı, Netanyahu’nun görüşmede saldırı için özür dilediğini açıkladı.
Hızlı ve koordineli yanıt çerçevesinde, kararnamenin savunma bakanı ve diğer üst düzey yetkililerin Katar ile ortak acil durum planlamasını sürdürmesini gerekli kıldığı ifade ediliyor. Son dönemde İsrail saldırısının yankıları kadar, İran’ın Katar’daki ABD askeri üssüne yönelik füze saldırısının da misilleme niyetiyle gerçekleştiği belirtiliyor. İranlı yetkililer, bu hamleleri ABD’nin nükleer altyapısına yönelik karşı atağa karşı bir karşılık olarak görüyorlar.
Trump’ın bölgede yaptığı tur kapsamında Katar, ziyaret ettiği üç Arap ülkesinden biri olarak öne çıkıyor ve ülkenin ABD’ye bağışladığı 747 yolcu uçağı bu bağlamda dikkat çekici bir ayrıntı olarak kayda geçiyor. Başbakanlık açıklamaları, Trump’ın bu uçağı yeni Air Force One make etmek istediğini belirtmişti.
