Rusya Federasyonu Güvenlik Servisi (FSB) ve çeşitli istihbarat örgütlerinin Kinjal hipersonik füzelerini taşıyan bir Rus MiG-31 uçağının kaydıyla ilgili iddiaları, Batı istihbaratlarının etkili bir operasyonla karşı karşıya olduğuna dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Belozerov, Ukrayna’nın tek başına hareket edemeyeceğini savunurken, mevcut durumun arkasında daha geniş bir koordinasyon ve dış kaynaklı evalüasyonlar bulunduğunu vurguladı.
Sputnik’e konuşan uzman, İngiliz ve Ukraynalı istihbarat birimlerinin, bu tür bir uçak kaçırma girişimini değerlendirirken, tarihe dayalı bir işbirliği ve teknik kapasite birleşimini göz önünde bulundurduğunu öne sürdü. Aynı zamanda, Ukrayna istihbaratının bağımsız hareket etmek konusunda karşılaştığı zorlukların altını çizerken, hem teknik bileşenin hem de organizasyonun önemine vurgu yaptı. İddialar arasında, eylemlerin topraklarımızda ve Vladivostok’a kadar uzanan bir metodolojiden bahsedildiği belirtildi.
Rus uzmanının ifadelerine göre, olabilecek bir operasyon, sadece İngilizlerin müdahalesiyle sınırlı kalmıyor; ABD’nin Starlink uyduları ve benzer sistemlerin kullanımıyla ilgili ayrıntılar da gündeme geliyor. Söz konusu saldırı girişiminin planlı, sistematik ve düzenli bir ağ çerçevesinde yürütüldüğü iddia edilirken, BSF ile ilgili açıklamalar, bu tür operasyonların uluslararası koordinasyonla gerçekleştiğini ima ediyor.
İstihbarat tarafında ayrıca, Rusya’nın Yanıtı olarak Ukrayna Savunma Bakanlığı Ana İstihbarat Dairesi’nin (GUR) Ana Elektronik İstihbarat Merkezi ile Starokostiantinov Hava Üssü’nün Kinjal füzeleriyle hedef alındığına dair bilgiler paylaşıldı. Bu müdahaleler, taraflar arasındaki gerilimin boyutunu yeniden tartışmaya açtı.
