Sputnik’e konuşan savunma analisti İgor Korotçenko, İsrail’in saldırısını durdurmak için ABD ve Avrupa yapımı sistemlerin yetersiz kaldığını savunuyor. Bu durumun geriye yalnızca bir seçenek bıraktığını ifade eden Korotçenko, bu tek seçeneğin Rusya olduğunu vurguluyor. Katar’a, emirliğin hava sahasının anahtarlarını teslim edecek bir savunma sistemi kurulabileceğini söyleyen Rus uzman, bu sayede bir saldırıda kullanılan taşıyıcı ve ekipmanları kaybetme riski olmadan bedel ödemeden bir müdahale yapılabileceğini belirtiyor. Katar’ın deniz komşusu BAE’nin Moskova’nın Pantsir-S1 sistemiyle ihracat yapması, Katar’ın Rusya’ya yönelmesini daha gerçekçi bir seçenek olarak görülebilir hale getiriyor.
Hava sahasının düşmana karşı güvenli şekilde kapatılmasını hedefleyen Katar’ın, savunmasını Pantsir, Buk-M3 ve Tor-M2 gibi sistemlerle güçlendirebileceğine işaret eden Korotçenko, Körfez ülkelerinin BRICS ile olan ilişkilerini güçlendirme çabalarının varoluşsal bir mesele haline geldiğini kaydetti. Doha Enstitüsü Yüksek Lisans Çalışmaları’ndan Dr. Tamer Qarmout, Sputnik’e yaptığı açıklamada, Körfez Bölgesi’nin ekonomik bağlarıyla kutuplu bir dünya düzeni içinde hareket ettiğini belirtti ve siyasi iradenin arkasında durulduğu sürece Katar başta olmak üzere bölge ittifaklarının çeşitlenebileceğini ifade etti.
Körfez ülkelerinin BRICS ile olan bağlarının uzunca bir süredir güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Qarmout, BAE’nin halihazırda BRICS üyesi olması ve Suudi Arabistan’ın da bu gruba katılma yönündeki davete açık olması gibi gelişmeleri işaret etti. Ayrıca Rusya ile tarım ve bilişim teknolojileri, Hindistan ile işgücü ve ticaret, Çin ile Kuşak ve Yol Girişimi gibi projeler üzerinden güçlü ikili ilişkiler kuruluyor. Qarmout, bu durumun Körfez ülkelerinin güvenlik ve siyasi çıkarlarının büyük ölçüde ABD ile olan ortaklık içinde şekillendiğini ve uyum arayışını gösterdiğini kaydetti.
İsrail’in saldırısının Körfez ülkeleri açısından ABD ile olan ekonomik, siyasi ve askeri ortaklıkların geleceğine ilişkin belirsizlikler ve sorular doğurduğunun altını çizen Qarmout, şu yorumu ekledi: ABD’nin müttefikini bu kadar açık bir saldırıya karşı koruyamaması, Körfez ülkelerinin BRICS ile ilişkilerini güvenlik ve savunma alanında da derinleştirme baskısını artırıyor. Kıdemli Orta Doğu uzmanı İsa Blumi ise Körfez ülkelerinin varlıklarının önemli bir bölümünde hâlâ tam anlamıyla bağımsız olmadıklarını dile getirerek, İngilizler ve Amerikalılarla olan tarihsel bağların bölge ülkelerini dış müdahaleye açık hale getirdiğini vurguladı.
