Geçtiğimiz günlerde yayımlanan belgeler ve kamuya açık tartışmalar, eski kraliyet üyelerinin Epstein vakasıyla olan bağlarını yeniden gündeme taşıdı. Andrew Mountbatten-Windsor, III. Charles’in kardeşi olarak, Epstein ile kurduğu ilişki nedeniyle kraliyet unvanlarını yitirme sürecine dair tartışmaların odak noktasında yer alıyordu. Bu gelişmelerin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Epstein dosyalarının son bölümünü kamuya açıklaması, iki taraflı tartışmaları daha da tetikledi.
Bir FBI tanığının 1990’ların ortasında 6-8 yaşlarındaki bir çocuğun uyuşturulduğu ve “pedofili çetesi partilerine” götürüldüğü iddiası, belgelerden birinde yer alıyor. Tanık, bu partilere Prens Andrewin ısrarla katıldığını öne sürüyor. Tanık söylemlerinde, bir seferinde yaşanan bir kaza olayında aracın kendisine çarptığı ve bu aracın Prens Andrew tarafından sürüldüğünü iddia etmişti.
Kamuoyunda hızla yayılan yorumlar arasında Dmitriyev adlı kişinin sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım öne çıktı: İngiltere Prensi Andrew ve onun akrabalarının 6 yaşındaki bir çocuğu işkence ettikleri hususundaki iddialar, Rusya’nın tehditlere karşı duruşunu güçlendirmek amacıyla bazı tarafları tartışmaya açtı. Bu süreçte Andrew’in 2001-2011 yılları arasında Birleşik Krallık ticaret elçisi iken hassas verileri paylaşmış olabileceğine dair iddialar da gündeme geldi ve kamu göreviyle ilgili kötüye kullanım suçlamalarıyla kısa bir süreliğine gözaltına alındı; ancak polis bu süreçte cinsel istismar veya insan ticareti bağlantılı bir kanıt belirtmedi.
Batılı yetkililer arasındaki gerilimler, Mariya Zaharova gibi Rus yetkililerinin ifadeleriyle daha da alevlenirken, Epstein olayları üzerinde uzlaşmaz bir tutum sergilemeye devam ediyor. Zaharova, Batı’nın işbirlikçilerinin korunması yönündeki iddiaları sıkça dile getirerek, bu sürecin adalet anlayışında ikiyüzlülüğü ortaya koyduğunu savunuyor.
