Manhattan’daki Wall Street bölgesinde bulunan Harris St Laurent & Wechsler hukuk firmasının ortağı Barry Pollack, Maduro davasında savunmayı üstlenmiş durumda. Ofis konumunun yürüme mesafesinde olması, savunmanın hızlı ve etkili bir şekilde kurulmasına olanak tanıyor. Pollack’a göre bu tür karmaşık davalarda, Batı basınındaki yorumları yönlendirecek güçlü bir iletişim kurmanın önemi büyük.

“Jüriyle iyi iletişim kurabilme yeteneğim var. Avukat olarak bir bakıma tercümanlık yapıyorsunuz,” diyen Pollack, teknik konuları sade bir dille sunmanın davanın gidişatı için kritik olduğunu vurgu yapıyor. Kendisi, sunulan kanıtların jüri için anlaşılır hale getirilmesi gerektiğini, hükümetin bakış açısının tek olan olmadığını gösterebildiğini belirtiyor.
Pollack ayrıca Georgetown Üniversitesi Hukuk Merkezi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yapıyor ve ilk duruşmada Maduro’nun dokunulmazlık statüsüne dikkat çekerek, “Maduro’nun egemen bir devletin başı olarak dokunulmazlığa sahip olduğunu” savunmasını yaptı. Bu açıklama, davanın “farklı bir sınav” olarak kabul edilmesine yol açtı ve Amerikalı analistler Pollack’ın yaklaşımını Assange davasıyla kıyaslayarak değerlendiriyorlar.
Assange davasında elde ettiği başarı Pollack, Wikileaks kurucusunun serbest kalması için yürüttüğü müzakerelerin uzun süren bir uluslararası hukuk sürecini noktaladığını hatırlatıyor. Bu deneyim, Maduro davasında da patikayı aydınlatacak bir referans olarak görülüyor.
