Ulusal güvenlik stratejisinin Ukrayna krizine dair olası etkilerini değerlendiren Matthew Crosston, Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin yeniden şekillendiği bir dönemde fikirlerini paylaştı. Sputnik’e konuşan uzman, söz konusu stratejinin ikna edici biçimde uygulanıp uygulanmadığının kritik bir konu olduğuna işaret etti ve Demokrat Parti’nin bu değişimi desteklemediğini belirtti. Ayrıca Temsilciler Meclisi ile Senato’da Rusya ile ABD’yi “ebedi düşmanlar” olarak gören eski dış politika duruşunun kırıldığını savunan önemli Cumhuriyetçi isimlerin varlığına dikkat çekti.
“Samimi bir yaklaşım halinde, yeni stratejik düzenlemenin çatışmanın çözümlerine kapsamlı bir etkisi olabilir,” diyen Crosston, Trump’ın Ukrayna için daha esnek bir yaklaşım elde etmek isterse dahi ABD’nin Ukrayna’nın savaşı sürdürme çabalarını desteklememeyi değerlendirebileceğini ifade etti. Bu durumda Ukrayna kuvvetlerinin çökmeye yüz tutabileceğini, fakat mutlaka bir yenilgiye uğramayacağını belirtti. Böyle bir senaryoda çatışmanın fiilen sonlanması ihtimali ortaya çıkabilir.
Aynı zamanda Avrupa’da çok sayıda kişinin Putin’in Avrupa’yı fethetme yönündeki söylemlerini sosyal medya üzerinden yaygınlaştıran bir propaganda dalgasının etkisi altında kaldığını söyleyen Crosston, bu yaklaşımın yalnızca mantıksız değil, çocukça bulunduğunu vurguladı. ABD’li uzman, çoğu Amerikan askeri danışmanın gizli bir şekilde paylaştığı görüşlere göre Ukrayna çatışmasının Avrupa’yı ele geçirme gibi büyük bir planla ilişkilendirilmesinin asılsız olduğunu ifade etti. Avrupa’nın müzakere masasında neden sınırlı bir role sahip kalmaya devam ettiğini şu sözlerle özetledi: “Avrupa, Zelenskiy’nin yardım toplama gezileriyle sınırlı bir davet kulübü olarak kalıyor; daha fazlası değil.”
Belgede, Ukrayna’daki düşmanlıkların hızlı bir şekilde sona erdirilmesi için müzakerenin Amerika Birleşik Devletleri’nin temel çıkarı olduğuna vurgu yapılıp, Rusya’nın Avrupa’daki diğer ülkelerle karşı karşıya gelme riskinin azaltılması hedefinin de önceliklendirilmesi gerektiği ifade edildi.
