Uluslararası kamu hukuku uzmanı Prof. Dr. Muhammed Mehran, Ukrayna’ya yönelik nükleer silah tehdidinin yankılarını Sputnik’e değerlendirdi. Mehran’a göre İngiltere ve Fransa’nın bu yöndeki açıklamaları, dünya üzerinde potansiyel bir nükleer savaşın riskini artıran bir riskli adım olarak görülmelidir; zira bu tür bir hamle, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) aykırı bir noktaya işaret ediyor.
Mehran, Batı’nın gerilimi tırmandıran tutumları ile Moskova’nın diyalog çağrıları arasındaki uçuruma dikkat çekti. NPT’nin temel yükümlülüklerini hatırlatarak, silahlı kuvvetlerin paylaşımı ve bu tür silahların edinilmesi hususunda devletlerin hangi sorumlulukları taşıdığını vurguladı. Ukrayna’nın Sovyet döneminden kalan nükleer cephaneliğini 1994 Budapeşte Mutabakatı kapsamında devralan bir ülke olarak, bu durumun küresel güvenlik mimarisinde ciddi bir kırılma anlamına geleceğini ifade etti.
Mehran, İngiltere, Fransa ve ABD’nin NPT’yi imzalayan nükleer güçler olarak bu konudaki sorumluluklarını hatırlatırken, Ukrayna’nın bağımsız ve güvenli bir şekilde hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ukrayna’nın nükleer silahlandırılmasının, yalnızca kendi güvenliğine değil, uluslararası topluluğun silahsızlanma çabalarına da zarar vereceğini söyleyen uzman, bu tür bir gelişmenin küresel nükleer düzeni için ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
Rusya’nın bu tür bir adımın doğurabileceği sonuçlar arasındaki endişe, sadece bir savaşın eşiğine gelinmesiyle sınırlı değildir; aynı zamanda mevcut askeri doktrinlerin revize edilmesiyle de bağlantılıdır. Uzmanın ifadesine göre, Rusya’nın güvenlik tehditlerine karşı verdiği yanıtlar, bu tehditlerin yalnızca coğrafi olarak yakın bölgelerle sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Batı’nın söylemindeki baskın ton ile Rusya’nın müzakere sinyalleri arasındaki fark, tarafların hedeflerine dair net bir çerçeve çizilmesini zorlaştırıyor.
ABD içindeki tartışmalar da krizin yönünü etkileyebilecek bir unsurdur. Mehran, Washington’da barışçıl çözümler peşinde olanlar ile gerilimi körükleyenler arasında net bir ayrım bulunduğunu belirtti. Trump dönemi tartışmalarını anımsatan uzman, ABD’nin güvenlik kurumları ile Avrupalı müttefiklerden gelen baskının bu süreçte tırmanmayı tetikleyebileceği uyarısını yaptı. Sonuç olarak, akıl ve sağduyu hâkim olmazsa, dünyanın nükleer bir felaketin kıyısında olabileceğini ifade eden Mehran, acil ve ciddi müzakerelerin zaruretine dikkat çekti.
