Bir kere daha müzakere eksenli bir süreç içinde, ABD-İran gerginliği sahada karşı karşıya geliyor. 28 Şubat’ta başlayan saldırı dalgası, İran ve Lübnan cephesinde tüm şiddetiyle sürüyor; 1 Nisan 2026 itibarıyla çatışmalar 33. gününe girerken İran, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amerikan üslerini hedef almaya devam ediyor. İsrail’in 2 Mart’ta Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları kontrol edilmezse yaygınlaşan bir savaşın zeminini oluşturuyor ve Mart sonunda Husilerin de bu derinleşmeye katılmasıyla durum daha karmaşık bir hal alıyor.
Sputnik’e konuşan Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, şu an hâlen iki tarafın da aynı anda geri adım atmaktan kaçındığını ve Biden ya da Tahran tarafında net bir “müzakere” hamlesinin olmadığını söyledi. “İki taraf da zamana oynuyor; fakat Trump’ın temel amacı kamuoyunu yatıştırmak, batı ve Amerika kamuoyunu sakinleştirmek,” diye özetledi Bulut. Bu yaklaşım, piyasalarda kısa vadeli bir istikrar arayışını da tetikliyor; petrol dahil her türlü dinamiğin dengelenmesini hedefliyor.
İran’ın masada elini güçlendirme arzusu üzerine konuşan Bulut, İran’ın dolaylı temaslar üzerinden masaya dönüştüğü görüşünü paylaştı. “Normale dönmeye başladılar; ama bu, gerçek bir müzakerenin başlangıcı değil. Maddelerin masaya konulması ve tarafların tavırlarının netleşmesi halinde bile, her iki taraf için de uzlaşmanın kolay olmadığını görüyoruz,” dedi. İran’ın, halkına moral vermek ve meşruiyet hissini pekiştirmek amacıyla, ruhani bir güç kazandırmaya dönük adımlar atmaya çalıştığını da vurguladı.
Bulut’un belirttiği gibi şu an masadaki beş isim etrafında yürüyen bir diyalog görülebilir; Meclis Başkanı Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi gibi önemli figürler, diplomasi hafızası nedeniyle ön plana çıkıyor. Ancak bu toplantılar, önceki——ya da sonraki—-mutabakatlar için kesin bir ilerleme işareti değildir. Bir yandan Amerika’nın 15 madde, İran’ın 6 madde gibi karşılıklı önerileri var; fakat bu önerilerin çoğu, hangi noktalarda kabul göreceği konusunda belirsizliğini koruyor.
ABD’nin İran’ı diz çöktürüp teslim almak amacıyla hareket ettiği düşüncesi ise pratik olarak mümkün görünmüyor. Bulut, “ABD’nin gerçek hedefi rejimi devirmek ya da yeni bir yapı kurmak değil; daha çok bir çerçeve içinde hareket etmek,” diyor. Bu çerçevenin yetersizliği nedeniyle, taraflar arasındaki gerilimin bir süre daha süreceğini öngörüyor. Amerika’nın Batı’yı ve Arap ülkelerini yanına çekme çabalarının da sınırlı kaldığını belirten uzman, şu yorumu yapıyor: “Güç gösterileri ve sert söylemler, sahada bir netlik oluşturmadı; bu nedenle taraflar için daha çok zaman ve sabır söz konusu.”
İlerleyen süreçte, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması gibi aşamalı adımların da bir sonuca varmasının zor olduğunu belirten Bulut, savaşın başı belirsiz, sonu ise belirsiz olarak süreceğini vurguluyor. “Amerika operasyon olarak başladı, şimdi stratejik bir savaşa dönüşüm var; ancak İran’ın askeri kapasitesiyle karşılaştırıldığında, asimetrik bir mücadele sürdüğü ortada. Bu durum, gelecekteki gelişmeleri etkileyecek temel dinamiklerden biri olacak,” diye ekliyor.
