Orta Doğu’da 2025’e girerken ülkelerin güvenlik dinamikleri ve siyasi vizyonları keskinleşiyor. İsrail, Gazze ve Lübnan arasındaki operasyonlarını genişleterek güvenlik koridoru kurma hedefini sürdürüyor ve bu durum bölgede istikrarsızlığı derinleştiriyor. ABD’nin aralıksız desteğiyle Tel Aviv, Filistin ve Lübnan’ın yanı sıra Suriye ve Irak cephesinde İran etkisini kırmaya dönük hamlelerini artırıyor; fakat Hamas ile Hizbullah arasındaki silahsızlandırma çabaları istenilen seviyeye ulaşmış değil. Suriye’nin iç siyasi çatışmaları da bu karmaşık mirası yeni yıla taşıyacak görünümde.
Gazeteci Nalan Yazgan ile yapılan röportajlar bu tabloya ışık tutuyor. Yazgan’a göre bölgede artan radikalleşme Hamas’ı güçlendiriyor ve ateşkes söylemleri çoğu kez İsrail lehine ilerliyor. “Gazze’deki yıkımlar, insanlar arasında saklı kalan öfkeyi artırıyor; bu, taraflar arasındaki çatışmanın sonu gelmez bir sarmaya dönüşmesini kolaylaştırıyor” diye özetliyor ve ekliyor: Hamas’ın silahsızlandırılması olası görünmüyor; silahlı aktöre karşı barış süreciyle dengenin kurulması gerekiyor.
ABD’nin Hizbullah politikası konusunda Yazgan, Amerikan baskısının Lübnan’da Güney Lübnan’daki gerilimi hafifletmede istenen etkiyi göstermediğini ifade ediyor. Avn ile birlikte koordineli çalışmanın planlandığı bu süreçte, Hizbullah’ın silahsızlandırılması hedefi ve onun Lübnan ordusuna entegrasyonu konuları hâlâ tartışmalı. Bu durum, bölgesel güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikler yaratıyor. Ülke genelinde hükümetin kurulması da hâlâ belirsizliğini koruyor; 2025’e hızlı başlangıç yapan ekonomi ise bazı temel hizmetler açısından sorunları çözmeyi başaramıyor.
Katarlararası arabuluculuk ve İran’ın konumu konusunda Katar’ın rolü, Doha’ya yönelik saldırıların etkisiyle değişime uğradı. Bölgede arabuluculuk kapasitesi sorgulanır hale geldi ve bu durum, ABD ile İran arasındaki dolaylı diyalog kanallarını da zayıflatıyor. Net bir yol haritası olmadan, Körfez’de güvenlik yakınsaması zorlaşıyor. İran ise bu süreçten zarar görmüş durumda; nükleer görüşmelerindeki ilerleme umut verici olsa da bölgenin güvenlik dinamikleri yeni kırılmalara gebe görünüyor.
Suriye’nin zor günleri ve SDG’nin entegrasyonu konusunda Yazgan, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde Türkiye’nin hedeflediği sonuca ulaşmanın zor olduğunu dile getiriyor. İsrail’in Suriye’yi hedef alan operasyonları sürerken, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu ve HTŞ gibi aktörlerle olan yaklaşım kırılgan bir denge üzerinde ilerliyor. Bölgedeki Arap Aleviler ile Dürziler arasındaki toplumsal gerginlikler, merkezi otoriteye güveni zayıflatıyor. ABD ve İsrail’in baskıları altında, İran’ın bölgedeki nüfuzunun da zayıfladığı görülüyor; Irak’ta nüfuz kaybı, petrol gelirlerini etkiliyor ve ekonomik kırılganlık derinleşiyor. Bu tablo, Orta Doğu’nun geleceğini belirleyecek politik manevraların daha da kritikleştiğini gösteriyor.
