İran ve Venezuela’da dış müdahale destekli muhalefet hareketlerine karşı eleştirel bir tutum sergileyen TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, bu ülkelerde iktidarı ele geçirmeyi hedefleyen kararların ABD yönelimli olduğuna dikkat çekti. Okuyan, bu tür hamlelerin utanç verici olduğunu söyleyerek, her millete özgürleşme mücadelesinin kendi toplumlarının iç dinamikleriyle şekillenmesi gerektiğini vurguladı. Sadece çok uluslu sermaye ve emperyalist güçler üzerinden hareket edenlerin, gerçek bağımsızlığı elde edemeyeceklerini ifade etti.
İran’daki toplumsal düzenin savunusu değildir ancak müdahaleye karşı da net bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Okuyan, iç sorunların dış müdahaleyle çözülemeyeceğini ifade etti. İran’daki yoksulluğun yalnızca ambargolarla açıklanamayacağını, içeride kurulu bir sömürü mekanizmasının varlığına işaret etti. Emperyalizmle bağını kesemeyenlerin hem ülkeyi nasıl yoksullaştırdığına hem de dış tehditlere karşı savunuculuk yaptığına dikkat çekti. Doğrudan bir müdahale durumunda ise ülkenin egemenliğini savunmanın yerine getirilmesi gereken tek yolun direniş olduğuna vurgu yaptı.
Türkiye’deki siyasal arenayı değerlendirirken, Okuyan mevcut iktidar ile muhalefet arasındaki yarışın kim daha çok NATO’cu sorusuna dönüştüğünü ifade etti. Toplumsal sistem sorgulanmadan ABD ile ilişkileri eleştirmekten kaçınılmanın tutarsızlık olduğunu belirtti. 100 yıllık anti-emperyalist gelenekten gelen güç ve özgürlük arzusunun bu süreçte hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun Machado gibi figürlere Nobel verilmesini takiben sergilediği tutum ve bazı CHP mensuplarının Foreign Affairs gibi mecralardaki açıklamaları ise utancımızdır dedi ve bu bilinçteki kaymanın nedenlerini sorguladı.
Latin Amerika’da direniş geleneğine işaret eden Okuyan, Trump’un politikalarının bölgede radikalleşmeyi tetikleyebileceğini ifade etti. Latin Amerika’da mevcut baskı ve çatışma dinamiklerinin dönüştürücü güçlere dönüştüğünü belirterek, mevcut koşulların emekçi sınıflar için yeni bir uyanış kaynağına dönüştüğünü söyledi. Emperyalist müdahalelerin bu yönde bir yönlendirme gücü olduğuna dair uyarısını yinelerken, bölgeye dair umutlu bir perspektifi sürdürdü.
