ABD Başkanı Donald Trump’ın, kendisini eleştiren Cumhuriyetçi Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene’in desteğini geri çekmesinin ardından Greene, Trump ile arasındaki gerginliği “toksik siyaset” olarak nitelendirdi. Georgia Temsilciler Meclisi üyesi, CNN’e verdiği röportajda dış politika tercihleriyle ilgili eleştirilerin ve Jeffrey Epstein dosyasının kamuoyuna açıklanması konusundaki Beyaz Saray’a yönelttiği eleştirilerin bu gerginliğin temel nedenleri olduğunu belirtti.
Greene, Epstein dosyalarının kamuoyuna yansımasını sürdürme kararlılığını yineledi: “Epstein dosyalarının yayınlanması için çalışmaya devam edeceğim, bunda geri adım yok.” Bu sözler, Trump’ın kendisini ‘hain’ olarak tanımlamasıyla ilişkilendirilen riskleri gündeme getirirken, bazı kişileri radikalleştirebileceğini vurguladı. Greene ayrıca ülkenin güvenliği açısından hayati bir uyarı yaparak,
“Naçizane söylemek isterim ki toksik siyasetin bir parçası olduğum için üzgünüm. Bu ülke için bu durum tehlikeli. Özellikle Charlie Kirk’e yönelik suikast sonrası düşüncelerimde bir değişim oldu.”
Trump, Greene’in bu açıklamaları sonrası desteğini geri çektiğini duyurdu ve sosyal medya üzerinden sert eleştirilerini sürdürdü. Greene’i hedef alarak, kendisini mağdur göstermeye çalıştığını iddia eden Trump, “Sorunlarının kaynağı kendisi. Kimse ülkemizin bu hainini umursamıyor.” sözleriyle karşılık verdi.
Geçen hafta Epstein dosyaları konusunda Greene’i eleştiren Trump, “karşı tarafa hizmet ettiği” gerekçesiyle destekten çekildiğini ileri sürdü. İki taraf arasındaki gerilim, dış politikada Trump’ın yabancı liderlerle kurduğu yakın temaslar üzerinden çok tartışılır hale geldi. Greene, halkın karşılaştığı ekonomik zorluklara odaklanmanın daha önemli olduğunu savunurken, dış temasların yaşam maliyetini düşürmediğini ifade etti.
Trump ise bu eleştirileri karşılıklandırırken, eski müttefikine yönelik sert eleştirilerini artırdı ve yolunu kaybettiğini öne sürdü. Ekonomik baskılar ve Epstein dosyasının kamuya açıklanması meselesinin yarattığı gerilim, siyasi arenada toksik söylem ve güvenlik riskleriyle yeniden gündeme geldi.
