Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ürdünlü meslektaşı Eymen es-Safedi ile ortak basın toplantısında Ukrayna güvenliği konusundaki garantiler üzerinde durdu. Lavrov, Ukrayna’ya yönelik garanti alanlarında Rusya’nın da dahil olması gerektiğini ve yalnızca İngiltere, Fransa ve ABD’nin garantör olması halinde ilerlemenin mümkün olmadığını vurguladı. 2022 İstanbul görüşmelerinde varılan çerçevenin temel alınması gerektiğini belirten Rus diplomat, Ukrayna tarafının talep ettiği güvenlik ilkelerinin Makyavelik yönünden değil, tarafsızlık ve nükleer olmayan statünün onaylanması ekseninde yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. “Bu noktada iyi bir örnek var… Ukrayna tarafının çatışmanın sona erdirilmesi ve sürdürülebilir çözümler için önermiş olduğu çerçeve, Ukrayna’nın NATO ya da diğer askeri bloklara katılmayı reddetmesi ve tarafsız bir statünün onaylanması ilkelerini kapsıyordu.” Lavrov ayrıca Çin’in de garantör olarak öne çıkabileceğini belirtti.
Bu açıklamalardan önce Zengezur’da Trump Koridoru tartışması, Alaska’daki Putin-Trump zirvesinin sonuçları ve ABD’nin Orta Asya, Kafkasya, Pasifik ve Pakistan politikasına ilişkin meseleleri Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk. ‘Çin Ukrayna’da garantör olursa Trump Nobel Barış Ödülü alamaz’ iddiasıyla Barış Adıbelli, Lavrov’un Çin’in garantörlüğü öne sürmesinin Trump planlarına ciddi bir darbe vurduğunu söyledi. Ona göre Avrupa Birliği’nin de bu açıklama ile yarar sağladığı düşünülüyor. Lavrov’un açıklamaları, Avrupa Birliği ve Ukrayna ile Rusya arasındaki dengelerde yeni bir gerilim yaratma potansiyeli taşıyor.
Adıbelli, Trump Koridoru’nun Ermenistan’ın tercihiyle ABD’ye yönlendirildiğini ve bu yönde CIA ile özel güvenlik şirketlerinin devreye gireceğini öne sürdü. Zengezur koridorunun Türkiye ve Azerbaycan’a bırakılmaması için ABD’ye verdiği mesaj, Ermenistan’ın Pasifik yerine Avrasya eksenine odaklandığını gösteriyor. Bu bağlamda ABD’nin Orta Asya ve Kafkaslar’da güçlü bir varlık kurması, Barış Adıbelli’ye göre Rusya üzerinde baskıyı azaltmayı hedefliyor. “Bu barış süreci aslında ABD’nin kontrolüne geçiyor. Altı ay önce Aliyev böyle bir anlaşma imzalar mıydı? Rusya ile olan gerilim bu kararı etkiledi.”
Adıbelli, ABD’nin Avrasya’ya kaymasının bir strateji olduğuna işaret ederken, Hindistan-Çin ve Pakistan-Afganistan hattındaki gelişmeleri de yakından izliyor. Hindistan’a karşı ABD’nin yaptırım baskısı ve Modi’nin Rusya ile ilişkilerin sürdürülmesi gerektiğini öne sürdüğü bu süreçte, Hindistan’ın Çin’e karşı yönünü değiştirmesi ve ABD-Çin geriliminde arabulucu bir konum alması, ABD’nin bölgesel güç dengelerini yeniden kurma planını güçlendirdi. Barış Adıbelli, Modi’nin Zapta barış arayışında Washington’un dengeli yaklaşımını reddedebileceğini ve Batı ile Rusya arasındaki hesaplaşmada Hindistan’ın kendi çıkarlarını koruduğunu belirtti.
‘Pakistan-Afganistan ve Tacikistan-Kırgızistan hattı kritik’ değerlendirmesinde Adıbelli, ABD’nin Orta Asya’daki politikayı güçlendirdiğini ve özellikle Pakistan’daki gelişmelerin bu hat üzerinde etkili olacağını ifade etti. Pakistan ordusunun konumunu güçlendirdiği ve Beyaz Saray ile yakın temas kurduğu bu dönemde, Tacikistan ve Kırgızistan’ın sınır bölgelerindeki radikal hareketlerle hesaplaşmanın da kritik olacağını vurguladı. ABD’nin bu bölgelerdeki nüfuzunu artırma çabaları sürerken, Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki gerilimler de dikkat çekici bir dinamik oluşturuyor. “ABD, Orta Asya’ya yönelerek Rusya’ya karşı avantaj elde etmek istiyor.”
Lavrov’un açıklamalarıyla başlayan tartışmalarda, Trump’ın Çin ziyaretinin sürpriz olmadığını düşünen Adıbelli, Trump’ın Pekin’e gidebileceğini ve hatta Kuzey Kore ile görüştüğü gibi Çin ile temas kurabileceğini belirtti. Ancak bu hareketin, Amerikan-Avrupa güvenlik mimarisinin mevcut dengesini değiştirebileceğini ve Ukrayna krizinin çözümü sürecindeki rolünü de etkileyebileceğini ifade etti. Trump’ın hedefleri arasında paralı askerler ve özel güvenlik şirketlerinin bölgeye yönlendirilmesi gibi konular da yer alabilir.
