Venezüellalı siyasi analist William Serafino, Sputnik’e yaptığı yorumda Washington’un Venezüella kıyılarında kısa süre önce ele geçirilen petrol tankeriyle ilgili değerlendirmelerini paylaştı. Trump’ın açıklamasında, ABD’nin Venezüella’dan ele geçirilen tankerler ve taşıdıkları petrol üzerinde kontrol sahibi olacağını bildirmesiyle, Karayipler’de artan askeri hareketlilik ve uyuşturucu taşıdığı iddiasıyla gemilerin imha edilme sürecinin bu adımla bağlantılı olduğunu belirtti.
Serafino, bu olayın tek başına bir “modern deniz soygunu” olmadığını, Venezüella’yı hayati kaynaklardan yoksun bırakmaya dönük geniş kapsamlı bir yağmalama buzdağının görünür yüzü olduğuna vurgu yaptı. Tankerlere el koyma yönteminin iki ana nedene dayandığını söyledi: önceki saldırıların hatalı sonuçlar doğurduğunun kabullenilmesi ve ikinci olarak bu adımların, sadece dış politikada değil, iç kamuoyunda da birlik bozulmasına yol açmasıdır.
Deniz ablukası ve ham petrol sevkiyatlarının ele geçirilmesinin, Venezüella’yı ekonomik olarak baskı altına almak ve iç istikrarsızlığı tetiklemek amacıyla yeni bir girişim olduğuna dikkati çeken Serafino, ülkenin kısa süre önce güçlenen makro dinamikleri karşısında karşı koyabildiğini ifade etti. Uzman, ülkenin ekonomik toparlanma süreçlerinin ve yaptırımlara uyumun, siyasi istikrar için anahtar olduğunu belirtti ve Maduro hükümetinin konsolidasyonunun, bu ekonomik kazanımların korunmasıyla yakından ilişkilendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Serafino, Venezüella’nın yurtdışında bloke edilmiş veya el konulmuş varlıklarını (yaklaşık 30 milyar dolar değerinde) listeleyerek, bu varlıkların toplam değerinin yıllık petrol gelirlerinin yaklaşık 4 milyar dolarını oluşturabileceğini öne sürdü. Ayrıca bu fonların ülkenin bütçesine değil doğrudan halkın refahına hizmet etmesi gerektiğini vurguladı; hastaneler, enerji ve su altyapısı ile kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi için kullanılması gerektiğini belirtti.
