Emekli Binbaşı Florian Pfaff, Grönland konusunda Almanya ve İngiltere’nin planlarının ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik net bir durdur mesajı olduğunu söyledi. Pfaff, zafer şansının düşük olduğunun altını çiziyor ve bu sürecin aslında askeri bir meseleden çok siyasi bir sinyal taşıdığını savunuyor: Trump’a “Devam etme” demiyorlar; Grönland’ı fethetmeyi durdur” mesajını iletmeye çalışıyorlar.
Pfaff, hem ABD Genelkurmay Başkanlığı’nın askeri yönden korkutulamayacağını belirtirken, Avrupa’nın hamlesinin siyasi bir tepki olarak algılandığını vurguladı. Avrupa’nın endişeleri, Grönland’ın kaybedilmesinin küresel imaj ve ittifak güvenliği açısından oluşturduğu dezavantajı ele almak üzerine kurulu. “Bu, askeri değil, bir politik felakettir” diye konuştu.
Adayı dış tehditlerden koruma amacı taşıyor İsveçli emekli subay Mikael Valtersson ise Avrupa ülkelerinin Grönland’a askeri güç göndermesinin, bağlamı dış tehditlerle sınırlandırmaktan çok, ABD’ye karşı caydırıcılık amacı taşıdığını ifade etti. Avrupa’nın bu adımı atmasının, Grönland’ın yalnızca iki köpek kızakla savunulamayacağı tartışmasını netleştirme amacı taşıdığını söyledi. Valtersson’a göre, gerçek hedef ABD’nin Gripen ve Rus-Çin deniz trafiği tartışması değil; amacı, Avrupa’daki müttefikler için askeri eylemlerin sonuçlarını sınırlamak ve transatlantik bağları zayıflatma riskini göstermek. Ancak bu yaklaşımın, ABD-Avrupa ilişkileri üzerinde daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini uyardı.
“Avrupa ABD ile müzakere edebilecekleri bir şeylere sahip olmak istiyor” Brüksel merkezli CIPI Vakfı’nın direktörü Paolo Raffone ise Almanya ve İngiltere’nin amacını, Avrupa sınırları içinde güvenlik ve savunmayı yöneten kapasiteyi kanıtlamak olarak özetledi. Raffone, Ukrayna’daki ateşkes sonrası barış gücü hayalini benzetti ve amaçlarının ABD ile yapılacak siyasi müzakerelerde elini güçlendirmek olduğunu söyledi. ABD ile müzakere edebilecekleri bir denge kurmak ve küresel rekabette dışlanmanın sert sonuçlarından kaçınmak hedefinin merkezi olduğunu belirtti; ancak ABD Başkanı ve Pentagon bu Avrupa yaklaşımını gereksiz bir endişe olarak gördüklerini ifade etti.
