Grönland’ın ABD’nin güvenlik ve siyasi doktrinine dahil edilmesi yönündeki tartışmalar, Avrupa ülkelerinin konuyu farklı bir perspektifle ele almasına yol açtı. İngiltere ve Almanya liderliğindeki bazı Avrupa aktörleri, Kuzey Kutbu’nun güvenliğine ilişkin kaygılarını vurgulayarak bölgede askeri varlık göstermek niyetini uzun vadeli bir politikaya dönüştürmeyi değerlendiriyor.
Sputnik’e konuşan Dış Politika Uzmanı Prof. Dr. Bilal Sambur, ABD’nin Grönland’a olan ilgisinin Trump döneminde belirginleştiğini, önceki yıllarda da var olan faaliyetlerin resmiyette Danimarka’ya ait olan bu toprak üzerinde fiili egemenlik yönündeki hareket olarak okunabileceğini belirtti. Sambur’a göre, ABD’nin yeni güvenlik doktrini, Grönland’ı ve Kutup bölgelerini Batı Yarımküre’de mutlak hâkimiyet sağlama hedefiyle konumlandırıyor ve bu çerçevede Çin ve Rusya gibi aktörlerin ilerlemesini dizginleme amacı güdülüyor.
Avrupa için ise tek başına hareket etmek yerine ortak varlık yaklaşımını savunan bir duruş benimseniyor; fakat Washington bu ortaklık talebine sıcak bakmıyor. Avrupa ülkelerinin güvenlik yükünü paylaşma çağrıları ile ABD arasındaki gerilim, Grönland’daki ilerleme planlarının gündemdeki odak noktalarından biri.
NATO’nun geleceğinde Avrupa’nın payı konusunda da değerlendirmeler devam ediyor. Sambur, NATO’nun tarihsel olarak Amerika merkezli bir yapı olduğuna dikkat çekiyor ve bugün Almanya ya da Fransa gibi ülkelerin yapısal olarak belirleyici bir rolle tanımlanmadığını ifade ediyor. Avrupa’nın mevcut koşullarda ibreyi nereye çevireceği ve nasıl bir reform süreci izleyeceği, NATO’nun geleceğini etkileyecek unsurlar arasında yer alıyor.
