2009’da üç büyük İzlanda bankasının çöküşünün gölgesinde, Avrupa Birliği’ne katılım için resmi başvuru süreci sürerken, iki farklı kaynaktan elde edilen bilgilere göre o dönemde AB üyelik görüşmelerinin yeniden başlatılması için en erken gözden geçirilen bir takvim olarak bir sonraki ağustos işaret ediliyordu. Reykjavik yönetiminin koalisyonu, önceki hükümetin 2013’te müzakereleri dondurmasının ardından AB sürecinin 2027’ye kadar yeniden canlandırılmasını öngören bir referandum vaadini gündeme taşımıştı.
Grönland’daki gerilim, bu süreci hızlandırma yönündeki baskıyı artırdı. Uluslararası siyasi sarsıntılar ve Washington’ın İzlanda’ya gümrük vergileri uygulama kararı ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak ima eden söylemleri, süreç takviminin daha hızlı ilerlemesini tetikledi. İsmini vermek istemeyen iki kaynaktan Politico’ya aktarılan bilgilere göre, İzlanda Parlamentosu önümüzdeki haftalarda bir referandum tarihini açıklamayı planlıyor. Bu adım, AB yetkililerinin İzlanda’ya ve İzlandalı siyasetçilere Brüksel ziyaretlerinde bulunduğu yoğun dönemin ardından geldi.
Bir kaynağa göre evet oyu çıkarsa, İzlanda diğer aday ülkelerden önce AB üyeliğine doğru ilerleyebilir. İngiltere-İzlanda ilişkilerindeki balıkçılık başlığı ise tarihsel olarak gerginliğe yol açtı. Morina Savaşları olarak bilinen çatışmalar, 1950’ler ile 1970’ler arasında iki ülke arasında pek çok gerilime sahne oldu. İzlanda’nın AB üyelik görüşmeleri sürecinde de bu konular yeniden gündeme geldi. İngiltere, balıkçılık açısından İzlanda’nın avladığı uskumru miktarına itiraz etmişti ve Uskumru Savaşı olarak anılan bu dönemde AB tarafından ticari yaptırımlar gündeme gelmişti. Ancak bugün İngiltere AB dışı olduğundan balıkçılık hakları üzerinde daha az baskı bulunabilir.
2009’da, İzlanda 33 başlıktan 11’ini kapatma yönündeki kararını almıştı. En ileri aday ülke Karadağ ise bu eşiği ancak son aylarda aşabildi.
