featured
  1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Münih Güvenlik Konferansı ve Avrupa-ABD Dengelerindeki Gerilimler: Almanya-Fransa İlişkilerinde Kırılmalar

Münih Güvenlik Konferansı ve Avrupa-ABD Dengelerindeki Gerilimler: Almanya-Fransa İlişkilerinde Kırılmalar

Avrupa’nın güvenlik gündemi, ABD eksenli güç dinamikleri ve iç dinamiklerin etkisiyle şekillenen bir dönemeçten geçiyor. Washington’un öne çıkan seslerinden Marco Rubio’nun açıklamaları, Münih Güvenlik Konferansı’nın ana eksenini belirlerken, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in “uluslararası düzenin yıkılma süreci” ifadesiyle yükselen militarizasyon vurgusu, Bretton yelpazesinin yeniden tartışılmasına yol açtı. Bu süreçte Almanya’nın ekonomik zorlukları ve silahlanmaya yaptığı vurgu, Fransa ile arasındaki farkların da daha belirginleşmesini sağlıyor. Paris’in çok yönlü bir özerklik arayışı sürerken Berlin’in Washington’a olan bağlılığı, iki ülke arasındaki gerilimleri sadece söylemde değil politik düzeyde de belirginleştiriyor.

Konferans sonrasında gazeteci Tunç Akkoç ile yapılan görüşmede, Avrupa yerine ABD’nin nabzının daha çok tutulduğunu ve Merz’in açılış konuşmasındaki mesajların bu durumla uyumlu olduğunun altı çizildi. Akkoç’a göre AB’nin iki kilit üyesi olan Almanya ve Fransa arasında farklar belirginleşiyor: ABD’nin etkisiyle oluşan yeni dinamikler Avrupa’da eski tarz nabızları değiştirmeye başlıyor. Merz’in “uluslararası düzenin çökmekte olduğu” yönündeki ifadesi, Avrupa’nın güvenlik ve savunma konularında bağımsız bir yol arayışını da tetikledi. Ancak kamuoyunda “ABD eksenli güç dengeleri” ve “Transatlantik ittifakın sürekliliği” konularında farklı yankılar sürüyor. Macron’un Avrupa özerkliğini savunması da bu tartışmanın merkezinde yer alıyor; Fransa, Avrupa’nın kendi içinde güç delelpine vurgu yaparken Almanya, Kaliforniya’ya yakın temasları sürdürmenin önceliğini koruyor.

Almanya’daki radikal değişimler ve toplumsal kutuplaşma gündemin önemli bir başlığı olarak öne çıkıyor. Akkoç’a göre Almanya’daki ekonomik gerilim ve kutuplaşma, toplumun geniş kesimlerinde rahatsızlık yaratıyor. Otomotiv sektörü gibi lokomotif sektörlerdeki işten çıkarmalar ve yatırımların azalması, uzun vadeli bir borçlanmaya da zemin hazırlıyor. Uzmanlar, 2029 yılına kadar devlet bütçesinin büyük bölümünün sosyal giderler, savunma ve faiz ödemelerine gideceğini öngörüyor; bu durum eğitim ve altyapı yatırımlarını kısıtlayabilir.

ABD ile ilişki dinamiklerinde kırılganlık nedeniyle Almanya’nın Washington ile yapısal konularda sert bir tartışmaya girecek durumda olmadığı ifade ediliyor. AfD ve BSW gibi partilerin yükselişi, toplumsal ayrışmanın derinleştiğine işaret ederken, ana akım medya üzerinden Amerikan etkisinin belirginleştiği, savunma sanayinin ise büyüdüğü bir tablo ortaya çıkıyor. Ukrayna konusundaki tartışmalar ve genel olarak hükümet politikalarına gelen eleştiriler, alternatif seslerin güç kazanmasına zemin hazırlıyor ve bu durum toplumsal hareketlere dönüşebilecek bir gerilime kapı aralıyor.

Çin konusundaki ayrışmalar ve Avrupa-İkili ilişkiler açısından da Almanya ile Fransa arasındaki farklar belirginleşiyor. AB’nin motoru olan bu iki ülke birbirlerinden uzaklaşırken, Macron’un Çin’e yönelik daha esnek ve yatırım odaklı yaklaşımı ile Merz’in daha temkinli tutumu birbirinden farklı yönler olarak öne çıkıyor. Fransa’nın Çin ile ilişkilerinde yatırım ve stratejik ortaklık arayışına karşı Almanya, enerji güvenliği ve bağımlılık konularında daha temkinli bir duruş sergiliyor. Bu farklar, Avrupa’daki dayanışmanın ve güvenlik politikasının geleceğini şekillendirecek temel dinamikler olarak görülüyor.

Münih Güvenlik Konferansı ve Avrupa-ABD Dengelerindeki Gerilimler: Almanya-Fransa İlişkilerinde Kırılmalar
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir