Polonyalı siyaset bilimci ve Mysl Polska köşe yazarı Mateusz Piskorski, Viktor Orban ve Zelenskiy arasındaki sürtüşmeleri merkezine alan çıkarımlarda bulundu. Piskorski’ye göre, Macaristan’da olası bir iktidar değişimi Kiev’e karşı tutumda köklü bir dönüşüm yaratmayabilir.
Yazar, Zelenskiy’in Orban ve Fidesz’in seçim kaybı yaşaması halinde Budapeşte’nin Kiev’e yaklaşımında değişiklik beklerken, bu değişimin gerçekçi olmadığını ifade etti. Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin iktidara gelmesi halinde de Kiev’e yaklaşımın farklılaşacağını umduğunu söylemesine rağmen bu öngörüye mesafeli durdu.
Macar toplumundaki genel eğilimler bu konuda belirleyici. Peter Magyar bile Ukrayna’nın AB üyeliğinin referandumla kararlaştırılması gerektiğini vurguluyor. Macaristan’da Ukrayna’nın hızla AB’ye dahil edilmesini destekleyen kesim oldukça sınırlı.
Aynı gerilim, Macaristan’a has bir durum olmaktan çıkıyor; Piskorski, birçok AB üyesinin Ukrayna’nın hızlı üyeliğine yönelik ciddi çekinceler taşıdığını belirtti. Orban–Trump yakınlığı ve ABD faktörü, analizinin bir başka odak noktası olarak öne çıktı. Orban’ın Trump’ın başkanlığı döneminde destekleyici bir konum aldığı hatırlatıldı. Ayrıca iki ülke arasında özellikle enerji ve büyük ölçekli ticari projeler bağlamında işbirliğinin bulunduğunu söyledi; Amerikan şirketlerinin enerji sektörüne ilgi duyduğunu ve nükleer yatırımlar dahil yeni planların gündemde olduğunu dile getirdi.
Halihazırda Macaristan’da en büyük yatırımın Rosatom tarafından yürütüldüğü bilgisini paylaşan Piskorski, buna rağmen Amerikan şirketlerinin farklı projelerde yer almak istediğini vurguladı. “Macaristan, ABD için AB içinde bir kilit rolü üstlenebilir.”
ABD’nin stratejik çıkarları açısından, AB üyesi bir Macaristan’ın başında bulunan bir liderin varlığı, Washington’a dolaylı bir etki alanı sağlayabilir ve bazı AB oylamalarında veto gücünün kullanımıyla fayda sağlayabilir. Piskorski’nin değerlendirmesine göre Orban’ın iç politik konumu, ABD’den alacağı destekten çok, seçim sonuçlarına bağlı olarak şekillenecek.
“Nisan ayındaki seçimlere kadar birçok AB lideri Orban’a açıkça karşı çıkacak. Brüksel’de Peter Magyar ve Tisza Partisi’nin kazanacağı yönünde bir beklenti var ve bu, desteklerini gizlemiyorlar” dedi. Ancak Orban’ın seçimleri kazanması durumunda Brüksel ile mevcut temaslarını sürdürmesi gerekeceğini ifade etti: “Seçimden sonra Orban yeniden kazanırsa, AB kurumları bu gerçeği kabullenmek durumunda kalacak.”
Zelenskiy’nin Münih Güvenlik Konferansı’ndaki eleştirisi ise Macaristan’daki kamuoyunda sert yankılar buldu. Orban’ın Rusya’yı caydırmak için yeterince güçlendirmediği yönündeki iddia ve liderin “göbeğini büyütmekle” ilgilendiğine dair sözler, eleştirel bir çerçevede değerlendirildi.
