Sputnik’e konuşan Rusya Yüksek Ekonomi Okulu Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktör Yardımcısı Dmitriy Suslov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Doğu Ekonomik Forumu’ndaki açıklamalarını değerlendirdi. Suslov, konuşmanın iki ana başlık içerdiğini vurguladı: Ukrayna topraklarında beliren yabancı askerlerin Rusya için askeri hedef olarak görüleceği ve bu görüşün, asker konuşlandırma planlarının mevcut çatışmaya bir çözüm olarak anlamlı olup olmadığını sorgulayan ifadeler.
“İlki, Devlet Başkanı, Ukrayna topraklarında beliren her bir yabancı askerin Rusya için askeri hedef haline geleceğini açık ve net bir şekilde ortaya koydu. Avrupa’nın sözde ‘gönüllüler koalisyonu’nun şu anda Ukrayna topraklarına asker konuşlandırma planları Rusya için kesinlikle kabul edilemez… İkinci olarak, Devlet Başkanı, çatışmanın kapsamlı çözüme kavuşturulması halinde bu askerlerin konuşlandırmasının bir anlamı olmayacağını, çünkü bu konuşlandırmanın, çatışmanın Ukrayna’nın tarafsızlığı ilkesine uygun olarak çözüme kavuşturulması fikriyle çelişeceğini ifade etti”” ifadelerini hatırlattı.
Suslov, Putin’in ayrıca 2022 İstanbul anlaşmasında yer alan güvenlik garantilerinin uygulanabilir olması gerektiğini belirtti. Güvenlik garantilerinin Rusya, Ukrayna ve tüm Avrupa’yı kapsaması gerektiğini söyleyerek, şu değerlendirmeyi paylaştı: “Yani Rusya, güvenlik garantilerinin tartışıldığı bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmalı. Dolayısıyla, şu anda Avrupalılar ve Amerikalılar tarafından Rusya’nın katılımı olmadan tartışılanlar bizim için kabul edilemez. Kayıtsız şartsız kabul edilemez, orada olmadığımız için değil. Özünde kabul edilemez.”
Suslov, Putin’in Zelenskiy ile doğrudan görüşmenin anlamsız olduğu yönündeki sözlerini de hatırlattı. “Bunun sebebi, Avrupalıların bu duruma verdiği destek ve hatta takındıkları tavır. Avrupalılar, Kiev rejimine yaşam desteği sağlıyorlar ve aslında Ukrayna’nın Rusya ile ciddi bir müzakere yürütmesini yasaklıyorlar” diye konuştu.
Çıkış yolu olarak iki yol önerisini öne süren Suslov, bu adımların eş zamanlı olarak atılması gerektiğini kaydetti: Birincisi, ABD ile diyalog; ikincisi, Ukrayna’nın askeri yenilgiye uğratılması. Suslov’a göre, askeri yenilginin ne kadar yıkıcı olması beklenirse, barış süreçlerini sabote etmeye çalışmanın da o kadar azalacağı ve somut müzakerelere yönelimin artacağı belirtiliyor.
