featured
  1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Trump Döneminde Batı’nın Durumu: Ukrayna Krizinin Üçüncü Yılı

Trump Döneminde Batı’nın Durumu: Ukrayna Krizinin Üçüncü Yılı

ABD’de neocon Biden yönetiminin ardından tekrar iktidara gelen Donald Trump, Amerika’nın dış politikasında kendi önceliklerine uygun önemli değişikliklere gitmektedir. Bu değişikliklerin etkisi, global ölçekte hissedilmektedir. Trump, özellikle Ukrayna çatışmasının üçüncü yılında, artık belirginleşen Batı yenilgisini durdurma çabasına girişirken, en başta ABD’nin Avrupa’daki müttefikleriyle olan ilişkiler sarsılmaktadır. Transatlantik hattında mesele yalnızca Ukrayna krizi ile sınırlı kalmamakta; Trump’ın Avrupa’ya yönelik uygulamayı hedeflediği gümrük tarifeleri, şimdiden Avrupa’da gerginliklere yol açmıştır.

Ukrayna krizinin üçüncü yıldönümünde Batı bloğundaki yarılmayı, Rusya üzerine kitaplarıyla tanınan hukukçu yazar Onur Sinan Güzaltan ile konuştuk.

Batı’nın Mağlubiyeti

Onur Sinan Güzaltan’a göre, Batı bloku, çeşitli yaptırımlar ile Rusya’yı zayıflatmaya çalıştı. Ancak bu süreçte Ukrayna’da ağır bir mağlubiyetin yaşandığını belirten Güzaltan, çok kutupluluğun belirginleşmesinin bu durumu etkilediğini ifade etti:

“Öncelikle şunu net bir şekilde görüyoruz; Batı bloku, kolektif Batı, nasıl ifade ederseniz edin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’dan oluşan blok, Ukrayna meselesi sonrasında ağır bir mağlubiyet yaşadı. Dağıldığını görüyoruz. Avrupa’nın içinde farklı sesler var. Trump’ın gelişi ile beraber ABD ile Avrupa arasındaki bağların zayıfladığını, hatta kopma noktasına geldiğini gözlemliyoruz. Bunların arkasında da çok kutupluluk süreci yatmakta.”

Avrupa’nın Mücadelesi

Güzaltan, Avrupa’daki mevcut siyasi elitlerin yönetimini ‘eski Avrupa’nın kalıntıları’ olarak nitelendiriyor ve bu yönetimlerin Rusya ile mücadelelerinde zorlandıklarını vurguluyor:

“Avrupa’daki mevcut yönetimler, Trump öncesi ve Biden döneminin bir yansımasıdır. Dolayısıyla bu yönetimlerin iktidarlarını sürdürebilmek için yaptıkları hamleler, boşa kürek çekmekten öteye geçemiyor. Bu ‘ABD olmadan Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğiz’ ısrarının temelinde bu yatıyor. Fakat bu, tarihin gerçekliğine karşı bir çaba ve başarılı olma ihtimalleri yok. Avrupa açısından enerji büyük bir problem ve arkalarında ABD olmadan Rusya’ya karşı bu savaşı sürdürmeleri mümkün değil.”

Rusya-ABD Görüşmeleri Üzerine

Güzaltan, Ukrayna krizinin yalnızca Ukrayna ile ilgili olmadığını, esas amacın Rusya’yı zayıflatmak ve Rusya ile Avrupa’nın ilişkilerini koparmak olduğunu belirtiyor. Bugün ABD ile Rusya yönetimleri arasında, ikili alanları ilgilendiren birçok başlık bulunduğunu vurguluyor:

“Rusya-ABD görüşmelerini Ukrayna’ya indirgeyenler oldu fakat bu görüşmelerde Ukrayna yalnızca alt başlıklardan biri. Ruslar ve Amerikalılar burada yeni düzenin kurallarını konuşuyorlar. İki devletin de etkin olduğu alanlar var, bunların başında Avrupa geliyor. Önemli olan bu yeni denklemin kuralları ne olacak? Avrupa konusunda Trump ve Putin benzer görüşlere sahip. Avrupa’yı yöneten mevcut liderlerle problem yaşıyorlar. Dolayısıyla Avrupa’nın nereye evrileceği önemli bir mesele. Ukrayna meselesinin başlangıcında sadece Ukrayna yoktu; asıl mesele Rusya’yı yıpratma stratejisiydi.”

Avrupa’nın İllüzyonu

Güzaltan, Avrupa’nın barış masasından dışlanmasına dikkat çekerek, Trump’ın meseleyi doğrudan Putin ile çözme niyetinde olduğunu belirtiyor. Avrupalı liderlerin ise bir illüzyon içinde olduklarını ifade ediyor:

“Mevcut koşullarda Trump, Avrupa’yı masaya getiremez. Eski dönemin yönetimleri Trump ile birçok noktada çelişiyor. Dolayısıyla Trump, meseleyi direkt Putin ile çözmeyi ister. Ancak bu süreçte Avrupa’nın dizaynı da tartışılacak. Avrupa gazeteleri ve liderlerinin açıklamalarına bakıldığında, Avrupa şu an bir illüzyon içerisindedir. Kaybedilmiş bir savaş var; bedelini kim ödeyecek? Mevcut yönetimler bu bedeli ödemek istemiyorlar. Dolayısıyla Avrupa’da iktidar değişikliklerine tanık olacağız.”

Trajikomik Süreç

Ukrayna krizinin ardından Avrupa’nın Ruslara yönelik yaptırımları hatırlatan Güzaltan, bu süreci trajikomik olarak nitelendiriyor:

“Aslında Ukrayna meselesinin başlangıcından itibaren Avrupa açısından trajikomik bir süreç yaşandı. Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve kültürel yasaklar, Avrupa’nın çözülüşünü gösteriyor. Tarih boyunca Rusya, Avrupa ile iş birliği yapmış ama aynı zamanda karşı karşıya da gelmiştir. Ancak tüm bu baskılara rağmen Rusya, mevcut sistemden tam anlamıyla kopmamıştır. Önümüzdeki süreçte Putin-Trump görüşmeleri ve Rusya-Çin ilişkileri, Atlantik sisteminin kopmasıyla birlikte Rusya’da büyük değişikliklere yol açabilir.”

Rusya, hala kendisini Avrupalı olarak görmekte ve yapılan açıklamalarda ‘Asıl Avrupa’yı biz temsil ediyoruz’ iddiasını öne sürmektedir. Ancak ekonomik altyapıda değişiklikler olursa, Rusya’nın bu sistemden uzaklaşması ve kültürel alanda da yansımaları görülebilir. Önümüzdeki dönemin en kritik konuları arasında yeni kurulacak Atlantiksiz ekonomik modelleme ve Rusya-Çin ilişkilerinin gidişatı yer alacaktır.”

Trump Döneminde Batı’nın Durumu: Ukrayna Krizinin Üçüncü Yılı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir