featured
  1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Trump’ın Ticaret Politikaları ve Küresel Etkileri

Trump’ın Ticaret Politikaları ve Küresel Etkileri

ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği andan itibaren uluslararası ticarette gümrük engellerini artırma kararlılığıyla hareket etti. İlk hedef olarak komşu ülkeler Kanada ve Meksika ile başlayan Trump, ardından Çin ve ABD’ye çelik ve alüminyum ihraç eden diğer ülkeleri de bu sürece dahil etti. Sonuç olarak, ‘karşılıklı tarifeler’ adı altında dünyanın dört bir yanındaki ticari ortakları etkileyecek adımlar atmaya başladı. Ayrıca, Trump yönetimi, Amerika’nın teknoloji devleriyle birlikte yapay zeka ve hassas çip teknolojilerinde de Çin ile ciddi bir rekabete girmiş durumda. Bu hafta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fransa’nın Paris kentinde düzenlenen Yapay Zeka zirvesine katılarak ‘Amerika’nın küresel üstünlüğünü sürdürme kararlılığı’ mesajını vurguladı ve diğer ülkeleri tehdit etti.

Trump’ın yeni dönemindeki yapay zeka hamlesi, ‘Stargate’ projesinin ilan edilmesiyle birlikte Çin’in DeepSeek’iyle doğrudan bir rekabete girmişken, dünya genelinde belirsizlik ve rekabetin artacağı bir ortam hâkim olmaya başladı. Trump yönetiminin ekonomi politikalarını, ekonomist Arda Tunca ile değerlendirdik.

‘McKinley sadece bir başkan adı değil…’

Arda Tunca, Trump’ın göreve başlarken eski başkan McKinley’i anmasının, gümrük temelli politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Tunca, ‘McKinley Tarifiler Yasası’na atıfta bulunarak Trump’ın bu yasayı dış politikasında nasıl kullanacağını ortaya koydu. Tunca, şu ifadeleri kullanıyor: “Trump başkanlık yeminini ettiği sırada ‘Kuzey Amerika’nın en yüksek tepesinin adını eski Amerika Başkanı McKinley olarak değiştiriyorum’ demişti. McKinley, 1897 ile 1901 yılları arasında başkanlık yapmıştı. Ama ondan önce de meşhur ‘McKinley Tarifiler Yasası’ vardı. Trump bu yasaya atıfta bulunurken, ‘Amerika tarihinin belki de en güzel dönemini yaşıyoruz’ dedi. Bu bağlamda, Trump’ın korumacı adımlar attığı ve selefi Biden’ın da değiştirmediği korumacı politikalarla uluslararası ekonomi ve ticaret politikalarını bir arada kullanmaya çalıştığı görülüyor.”

‘Küresel çapta enflasyon sorunu devam edecek’

Belirsizlik ortamı, dünya genelindeki büyüme performansını olumsuz yönde etkiliyor. Tunca, gümrük tarifelerindeki artışların fiyat artışlarına neden olacağını hatırlatarak, Trump’ın Amerika’da yerli üreticilerin devreye girmesiyle fiyatların dengelenebileceğini söyledi: “Trump ilk döneminde de birçok tehditte bulunmuştu ama etkili ortalama tarife oranları sadece yüzde 1.5 puan artmıştı. Yani öyle muazzam bir artış kaydedilmedi. Ancak, belirsizlik ortamının ülkelerin büyüme performansını düşürmesi, dünya genelinde enflasyon sorununu beraberinde getiriyor. Çelik ve alüminyum ile ilgili tarifeler uygulandıktan sonra, Amerika’da fiyatların yükselmeye başladığı görüldü. Dolayısıyla, küresel çapta bir enflasyon sorunu devam edecek ve büyüme performansının düştüğü gözlemlenecek.”

Özellikle Meksika ve Kanada’ya karşı ertelediği tarifelerin aslında tüm dünyaya yansıyan bir gümrük vergisi getirdiğini ifade eden Tunca, “Amerika’nın çelik ve alüminyumda iki önemli tedarikçisi olan bu ülkeler, ileride Brezilya, Çin ve Tayvan’ı da kapsayabilir. Ancak, bu süreçte iç üreticilerin yeni kapasiteleri kurması zaman alacağından, ilk etapta fiyat artışları kaçınılmazdır. Yerli üreticiler devreye girdiğinde fiyatlar dengelenebilir.” şeklinde konuştu.

‘1930’dan sonra Amerika’da karşımızda ilk defa korumacılığı savunan bir başkan var’

Serbest ticaret prensiplerinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirten Tunca, dünya genelinde bir hegemonya savaşı yaşandığını vurguladı. “Amerika’nın bütçe kaynaklarını artırma çabası, gümrük vergileriyle sağlanmaya çalışılıyor. Trump, ‘İçeride vergileri düşüreceğim, yatırımların önünü açacağım’ derken, bütçe kayıplarını gümrük vergileriyle kapatmaya çalışıyor. Ancak bu süreçte sıkıntılar yaşanacak ama sonunda herkes kazanacak” ifadelerini kullandı. Tunca, “Dünya ticaret bloklarına ayrılıyor ve yeni ticaret yolları açılıyor. Küreselleşmenin sona erdiği bir ortamda, 1930’dan sonra ilk kez korumacılığı savunan bir başkanla karşı karşıyayız.” şeklinde ekledi.

‘Çin’deki şirketlerin aksaması küresel tedarik zincirinde önemli sıkıntılara yol açar’

Çin’in küresel ticaretteki kritik konumuna dikkat çeken Tunca, “Çinli şirketlerin faaliyetleri aksarsa, bu durum küresel tedarik zincirinde ciddi sorunlara yol açabilir. 2024 sonu itibarıyla, Çin’in 1 trilyon dolarlık dış ticaret fazlası oluştu. Ancak bu, içerideki zayıf ekonominin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Gayrimenkul sektöründeki sıkıntılar ve hane halkının yatırımlarının erimesi, bu dış ticaret fazlasını zorlayacaktır. Tarife uygulamaları, Çin’in dış ticaret tarafında baskı oluşturacak ve ticaret bloklarını derinleştirecektir. Çin’in bu süreçte ticaret bloklarını güçlendirmesi gerekiyor.” dedi.

‘ABD Avrupa için güvenilir bir partner değil’

Avrupa’nın enerji alanında Rusya’ya, tüketim malları konusunda da Çin’e bağımlı olduğunu hatırlatan Tunca, Trump’ın Avrupa üzerindeki baskısının artacağını belirtti. “Avrupa Birliği, Amerika’ya güvenilir bir partner olarak bakamıyor. Enerji bağımlılığı ve yüksek teknoloji ürünlerinde Çin’e direnç gösterme zorunluluğu var. Amerika’nın baskıları, Avrupa’nın içe kapanmasına ve kendi ekonomik sorunlarını çözmeye yönelik adımlar atmasına yol açıyor. Siyasi krizin de etkisiyle, Almanya ve Fransa’nın istikrarsız olduğu bir dönemdeyiz.” şeklinde değerlendirdi.

‘Yapay zeka meselesinde milli güvenlik tarafıyla da önemli gelişmeler var’

Tunca, yapay zeka konusunun milli güvenlik ile bağlantılı önemli gelişmelere sahip olduğunu vurguladı. “Biden yönetimi, Çin’i sınırlamak için çeşitli engeller getirdi. Ancak, Çin de buna karşılık olarak nadir materyallerin satışını durdurdu. Yapay zekanın savunma sanayiindeki rolü büyük bir önem taşıyor. Geçtiğimiz hafta Google, savunma sanayiinde yapay zeka kullanmama taahhüdünü geri çekti. Bu durum, milli güvenlik açısından kritik bir gelişme.” dedi.

‘Avrupa yapay zekâda geri kalmış durumda’

Avrupa’nın yapay zeka alanında geri kaldığını belirten Tunca, Macron’un Avrupa’nın üzerindeki ‘ölü toprağını’ kaldırmaya çalıştığını ancak bu çabanın yetersiz kaldığını ifade etti. “Macron, Avrupa için 100 milyar Euro’luk bir yatırım planladığını açıkladı. Ancak, bu miktar, Amerika’nın ve Çin’in çok gerisinde kalıyor. Amerika, yapay zeka alanında hâlâ ağır sıklet konumda. Avrupa’nın bu alandaki geri kalmışlığı, gelecekteki rekabet gücünü olumsuz etkileyecektir.” şeklinde konuştu.

‘Vance yapay zekânın ‘insan verimliliğini artıracağını’ söylüyor ancak manzara öyle görünmüyor’

Tunca, yapay zekanın ihtiyaç duyduğu enerji ihtiyacına da dikkat çekerek, “Paris’teki Yapay Zeka zirvesinde, Uluslararası Enerji Ajansı da yer aldı. Vance, regülasyonların azaltılması gerektiğini savunsa da bu durumun toplumsal faydaları ve demokratik kullanım açısından sorgulanması gerektiğini belirtiyor. Yapay zeka, devasa enerji talebi yaratacak. Önümüzdeki süreçte bu enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santraller kurulması gündeme gelebilir.” dedi.

‘Pinpon maçı izler gibi ülkelerin ticaret savaşlarını izliyoruz’

Tunca, ticaret savaşlarını ‘pinpon maçı’ gibi izlediklerini belirterek, “Dünyada aşırı sağın yükselişi, yapay zeka ile bağlantılı gelişmeler ve Avrupa’daki siyasi krizler, ilginç bir tablo oluşturuyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu karmaşık ortamda, ticaret savaşlarını izlemek, günümüzün en önemli meselelerinden biri haline geldi. Farklı ülkelerin karşılıklı salvoları, uluslararası ticarette yeni bir dönemi başlatmış durumda.” şeklinde sonlandırdı.

Trump’ın Ticaret Politikaları ve Küresel Etkileri
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir