featured
  1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Ukrayna Krizinin Yeni Dönemi: Batı’nın Parçalanmışlığı ve Rusya’nın Yeniden Doğuşu

Ukrayna Krizinin Yeni Dönemi: Batı’nın Parçalanmışlığı ve Rusya’nın Yeniden Doğuşu

Savaşın dördüncü yılı yaklaşırken çatışmanın yalnızca cephede değil, Batı’nın kendi iç yapısında da derin kırılmalara yol açtığı görülüyor. Washington’daki güç çekişmesi, Avrupa’nın başkentlerindeki siyasi kırılganlıklar ve Kiev’deki yolsuzluk tartışmaları, Rusya’nın expectasyonlarıyla birleşince tablo netleşiyor. Düşünce örgülerinde Trump yönetiminin taslağı olarak konuşulan 28 maddelik barış planı etrafında yükselen tartışmalar, Batı’nın ne kadar parçalı olduğunun somut göstergesi haline geliyor. Avrupa için Ukrayna krizi, dış politika meselesi olmaktan çıkarak içeride meşruiyeti korumanın bir aracı hâline geliyor ve kıtanın büyük aktörleri, savaşı sürdürmenin kendi iç dengelerine bağlı olduğuna inanıyor.

Öte yandan Moskova cephesinde farklı bir dinamik işliyor. Yaptırımlar sonrası Batı’ya olan bağımlılığını azaltan Rusya, Avrasya eksenine yönelerek ekonomik ve kültürel kimlik arayışına girmiş durumda. Asya ve Afrika ile kurulan ilişkiler, Rusya’nın yalnızca alternatif bir blok kurmadığını; aynı zamanda uzun vadeli bir küresel yönelim inşa ettiğini gösteriyor. Bu dönüşüm, bugün karşılaşılan krizleri aşıp gelecek on yılların dünyasına damga vuracak nitelikte görülüyor.

Krizinin gidişatı, tarafların müzakerelere bakışını ve güçlerin yeni konumlanışlarını belirliyor; Ukrayna krizinin artık yalnızca bir askeri hesaplaşma değil, Batı’nın parçalanan stratejisi ile Avrasya’nın yeniden doğan kimliği arasındaki daha büyük bir mücadeleye dönüştüğü anlaşılıyor.

Güzaltan’a göre Avrupa ve Kiev içindeki bölünmüşlük, barış ihtimalini zayıflatıyor ve Rusya diplomatisinde ‘megafon diplomasisi’ karşısında sızdırmalara karşı sakince duruluyor. Moskova, resmi masaya oturulmadan önce tavizler verilmesinin gündeme taşınmaması gerektiğini, sızdırmalarla değil, resmi diyalogla ilerlenmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, Avrupa’daki farklı seslerin ve ABD içindeki çatışmaların da etkisiyle, Batı’nın çok kutupluluğu kabul etmediği sürece uzlaşmanın zor olduğunu gösteriyor.

“Rusya sahada üstün; Avrupa’nın siyaseti çatışmayı büyütüyor” değerlendirmesiyle Güzaltan, Rusya’nın askeri hedeflerinin önemli bir kısmını başardığını ve Ukrayna’nın iç çalkantılarla zayıfladığını ifade ediyor. Trump’ın mağlubiyetinin bedelini Avrupa’ya ödetme çabasını sürdüren bu yaklaşım, mevcut yönetimlerin Rusya karşıtı çizgide ısrarcı kalması halinde açık bir çatışma riskini artırıyor. Avrupa’daki iktidarlar arasında çatlaklar bulunduğunu söyleyen Güzaltan, gelecek iktidar değişikliklerinin Rusya-Ukrayna dengesini değiştirebileceğini belirtiyor.

“Avrupa iktidarları için Ukrayna krizi bir varlık-yokluk meselesi” olarak tanımlanan mevcut durum, savaşın sürmesinin masadaki güç dengelerini belirlediğini gösteriyor. Fransa’daki seçim kampanyalarının Rusya’nın etkilerine odaklandığı, Zelenskiy yönetiminin ise içinde bulunduğu olası çatlakların ve yolsuzluk iddialarının bu çatışmanın sürmesi için kullanılabileceğini işaret ediyor. Avrupa’daki aktörlerin ve sermaye gruplarının bu süreçte devamlılığı sağlaması için çatışmanın sürmesi gerektiği öne çıkıyor.

“Rusya Avrasya’da kendi kimliğini buldu” diyen Güzaltan, yaptırımlar sonrası bağımlılıklarından arınan Rusya’nın Asya ve Afrika ekseninde yeniden konumlandığını vurguluyor. Çin ile artan yakınlaşmanın uzun vadede dünya düzenini şekillendireceğini söyleyen uzman, Rusya ile Çin arasındaki etkileşimin yalnızca ekonomik değil, siyasi ve kültürel boyutlar kazanacağını belirtiyor. Bu süreçte Rusya, Batı ile olan ilişkilerinde yeni bir kimlik arayışına girdi ve bu arayışın önümüzdeki yıllarda uluslararası sistemi nasıl etkileyeceğini izlemek gerekiyor.

Ukrayna Krizinin Yeni Dönemi: Batı’nın Parçalanmışlığı ve Rusya’nın Yeniden Doğuşu
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir