Eski Suudi Arabistan Petrol Bakanı’nın kıdemli danışmanı ve uluslararası düzeyde tanınan petrol uzmanı Muhammed Sorur As-Saban, Sputnik’e verdiği demeçte, şu anki ihracat dinamiklerinin çoğunun Kızıldeniz’deki limanlardan Akdeniz’e yöneldiğini belirtti. Bu akışın Avrupa ve diğer ülkelere yapılan transferlerin ana hattını oluşturduğunu ifade etti.
As-Saban’a göre, Suudi petrolünün hedef merkezi genelde Akdeniz olduğundan, Hürmüz ve Babülmendep Boğazları üzerindeki sorunların Riyad üzerinde belirgin bir baskısı bulunmuyor. Mevcut küresel petrol geriliminin artması, özellikle ABD’nin İran’ın petrolünü hedef alabilecek operasyonlarıyla bağlantılı tehditler ve bazı ülkelerin Beyaz Saray’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri koruma talebine uyma isteğiyle güç kazanıyor.
Uzmanın ifadesine göre, “Bu yıkıcı koşullar küresel petrol piyasasında endişeyi ve istikrarsızlığı artıracaktır.” Dünya genelinde karşılaşılan ekonomik zorlukların hızlı çözümlerinin savaşa son verilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Suudi uzmanın şu sözleri dikkat çekti: Husi milislerinin Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemilerden resmi olarak vergi almadığını ve kendisinin böyle bir vergiden haberdar olmadığını, Suudi Arabistan’ın bu güzergahlara aşırı bağımlı olmadığını ve Akdeniz hattı üzerinden kolayca ulaşılabilen alternatiflere sahip olduğunu ekledi. Böylece Avrupa’nın tüm ülkelerine ve diğer pazarlara erişiminin sürdüğünü vurguladı.
As-Saban, küresel petrol piyasalarında ilerleyen dönemde de çalkantılar beklediğini belirtirken, Beyaz Saray’ın kimi önerilerini hayata geçirmeden, ara sıra tavsiyelerde bulunmaya devam etmesinin ve savaşı sürdürmesinin petrol fiyatlarını yakın gelecekte daha da yükselteceğini öne sürdü. Fiyatların varil başına yakında 150 dolara ulaşabileceği görüşünü paylaşırken, bazı analizlerin 200 dolara çıkabileceği yönündeki iddialarına ise katılmadığını ifade etti.
Trump yönetiminin bölgede hangi planları takip edeceğini kimse bilmezken, İran’a yönelik saldırıların durdurulması için bir anlaşmaya varılmadığı sürece ABD’nin yeni hedeflerinin küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini kaydetti. As-Saban’a göre, asıl fayda sağlayanların Amerikan şirketleri olduğuna yönelik görüşler desteklenmeli; bu şirketlerin küresel pazarlarda uzun bir geçmişe sahip olması nedeniyle yüksek fiyatlardan önemli kâr sağladıkları doğrudur. Ancak bu durum, ciddi bir küresel problem olup dünya artık Beyaz Saray ile yüzleşmelidir ve yanlış yönelinirse üçüncü bir dünya savaşına yol açabilir.”
