Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 80. oturumunda, İşgal Altındaki Filistin Toprakları hakkında bağımsız bir soruşturma komisyonunun son raporu paylaşıldı. Rapor, Gazze Şeridi üzerinde kalıcı bir kontrol kurma ve Doğu Kudüs ile İsrail içindeki Yahudi çoğunluğunu güvence altına alma yönünde açık bir niyet olduğuna işaret ediyor ve bu sürecin bölgedeki sivil altyapıyı nasıl etkilediğine dair ayrıntılar sunuyor.
Raporda, Gazze’de 4 soykırım eylemi gerçekleştirildiğine dair tespitler yer alıyor. Yetkililer ve güvenlik güçleri tarafından uygulanan bazı eylemlerin, Filistinli halkı yok etmek amacıyla tasarlandığı ve bu nedenle devletin bu eylemlerin sorumluluğunu taşıdığı ifade ediliyor. Ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın soykırım sürecini kışkırtmakla suçlandığı belirtiliyor.
Çalışma, Gazze’nin tampon bölgelerinin ve güvenli geçiş koridorlarının oluşturulmasıyla sivil altyapının kapsamlı ve sistematik biçimde yıktığını, bu adımların bölgede yaşayan Filistinlilerin hareket alanını daralttığını vurguluyor. Raporda, bu gelişmelerin Filistinli toplulukların kendi kaderini tayin etme hakkını nasıl etkilediğine dikkat çekiliyor. Metindeki ifadeler, Gazze’deki nüfusun hayatta kalması için gerekli kaynaklardan mahrum bırakıldığını ve eylemlerin soykırımın temelini oluşturduğunu öne sürüyor.
Rapor, Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimci eylemlerini desteklemek ve nüfusu zorla nakletme politikalarını da ele alıyor. Bu tür adımların Filistinlilerin devlet kurma çabalarını ve kendi kaderlerini tayin hakkını engellediğine işaret ediliyor. Rapor, bazı İsrailli yetkililerin uluslararası suçlar kapsamında en sorumlu olduğu değerlendirilen kişilerin isimlerini de listeliyor.
Komisyon Başkanı Navi Pillay, Gazze’nin mevcut durumu nedeniyle bölgedeki toprakların müsaderesinin derhal sona erdirilmesi ve Filistinli sahiplerine iade edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca Batı Şeria’daki ilhak planları ve E1 bölgesinin genişletilmesiyle ilgili gelişmelerin, bulguları doğrular nitelikte olduğuna dikkat çekiyor. Pillay, bu planlar ve açıklamaların kınanması gerektiğini belirtiyor.
