Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentine yönelik kara harekâtı gece saatlerinde başlamış bulunuyor. Açıklamalara göre operasyon, şehrin sınır mahallelerinde ilerleyecek şekilde planlandı ve günler ile haftalar içinde kuşatma hedefi masaya yatırım yapıldı. İsrail Savunma Bakanı Katz, sosyal medya üzerinden Gazze’nin yanmakta olduğu mesajını paylaşırken, askeri kuvvetlerin Hamas’ı yenilgiye uğratma ve İsrailli esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla kente yoğun kuvvetlerle vurduğunu ifade etti. Bu süreçte net bir amaç sorgulanırken, dünya kamuoyunun tepkileri ve Orta Doğu uzmanlarının görüşleri büyük ilgi görüyor.
‘Netanyahu’nun niyeti’ Ortadoğu uzmanı Faik Bulut’a göre, Netanyahu’nun hedefi Gazze halkını bölgeden uzaklaştırmak ve onların başka bir yere, örneğin Sina Çölü veya başka ülkeler üzerinden göçünü kolaylaştırmak olarak görünüyor. Bu yaklaşım, bazı kaynaklarda gönüllü göç olarak sunulsa da gerçekte etnik temizlik iddialarını gündeme getiriyor ve Batı Şeria’daki Filistinli nüfusu da bu süreçten etkilenecek şekilde değerlendirilmekte.

‘Soykırım suçları ve uluslararası değerlendirme’ Bulut, operasyonda şiddetin kesinlikle azalmadığını ve soykırım suçunun tartışıldığını vurguluyor. BM ve bazı Batılı ülkelerin konuyu farklı yönlerden ele aldığına işaret eden uzman, bu hareketin İsrail’in bölgedeki konumunu dünya sahnesinde riskli bir noktaya taşıdığını belirtiyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ve bölgesel aktörlerin tutumları, özellikle Mısır ve Suudi Arabistan’ın tehcir politikalarına karşı itirazını içeriyor. Ürdün ise demografik veFilistin kökenli nüfusu nedeniyle bu planlara eleştirel yaklaşım içinde. Fransa ve Suudi Arabistan’ın New York’ta ortak bir konferans yürütmesi de bu konuların küresel düzeyde tartışılmasına zemin hazırlıyor. Ürdün’ün bu süreçte kaygıları, ülkenin Filistinli nüfus yapısı nedeniyle ağırlaşıyor.
ABD’nin yaklaşımı ise daha çok taktikseldir: Dışişleri Bakanı Rubio’nun ziyaretleri ve Kudüs’e yönelik mesajlar, Washington’un İsrail’e desteğini sürdürdüğünü gösteriyor; ancak ABD’nin bazı sızlamaları ve eleştirileri de mevcut. Uzmanlar, bu dengeyi korumanın zorluğuna vurgu yapıyor ve büyük projelerin Gazze’de uygulanacağını öne süren tartışmaların sürdürülmesini sağlıyor.
Batı’nın yaptırımları ve Arap-İslam görüşmeleri Batılı ülkeler, İsrail’e yönelik silah ambargosu ve ticari kısıtlamalar gibi yaptırımları gündeme getiriyorlar. Bu süreçte Arap-İslam dünyası ise Doha’ya ve Katar’a yönelik saldırı nedeniyle ortak bir savunma mekanizması üzerinde duruyor. Netanyahu’nun bu tutumunun bölgedeki güvenliği nasıl etkileyeceği ise hâlâ belirsizliğini koruyor.
Netanyahu’nun ihtirası ve bölgesel sonuçlar Bulut, mevcut durum karşısında İsrail kamuoyunun önemli bir kesiminin başbakanın istifa veya değişimini talep ettiğini ifade ediyor. Emekli subaylar, istihbarat yetkilileri ve sivil toplum aktörleri dahil pek çok önemli isim, bu sürecin İsrail’in güvenliğini ve dünya sahnesindeki konumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
© AP Photo / Leo Correa
